Rüya gibi bir resim. Birlikte hiç resim çektirmemiştik. Bir sürü şey gibi bunda yapamadık nedense; bir türlü olmadı. Bir koşuşma, durmadan bir şeylerle uğraşma... neden koşuyorduk, acelemiz neydi?
Burada hiç incelemem yok ve uzun bir süre daha olacağını sanmıyorum çünkü kitapları hiç bir zaman tam olarak inceleyebileceğim bir şekilde dikkatli okuyabileceğimi düşünmüyorum. Herkesin de inceleme yapmasına gerek yok zaten. Ama Sabahattin Ali ile ilgili bir şeyler söylemek istiyorum.
Dahaca üç kitabını okumuş olsam bile Sabahattin Ali en sevdiğim yazarlardan birisi. Okuduğum kitapları bence çok iyiydi. Ama Sabahattin Ali'de soğuk bir şeyler var. Yazdığı şeylerde eksiklik yok, çok çok iyiler ama sanki eksik bir şeyler varmış gibi ve insana kötü hissettiriyor. -en azından bana- Ve hissettirdiği kötü duyguyu seviyorum.
Kötü sonları genelde daha çok severim ve Sabahattin Ali'nin kendisininkide dahil olmak üzere sonları hep kötü.
Kitaplarındaki kötü duygular ve sonlardan sonra kendisininde kötü bir sonu olduğunu öğrendiğimde Sabahattin Ali'yi daha çok sevmiştim.
1946'da Aziz Nesin ile beraber çıkardığı haftalık mizah gazetesi olan Markopaşa'da yayınlanan pek çok yazısı soruşturmaya uğraşmış. 4 aylık mahkumiyetinin ardından 1948'de kamyonla taşımacılığa başlamış. Sürekli izlenmekten duyduğu tedirginlikle kamyonuyla Kırklareli'den Bulgaristan'a geçmek istediği sırada öldürülmüş. Mezarının nerede olduğu bile bilinmiyormuş halen. Kendisininde cidden kötü bir sonu olmuş ve yakışmış bu Sabahattin Ali'ye.
Umarım huzur içinde uyuyorsundur.
12.07.2021
pazartesi