..
Her şeyi son bir kere daha kurtaramazdım.
Keşke nane şeker gibi mentollü bir buluttan doğaydım
Sonra gittin.
Beyaz bir küf büyüdü evde, tersten yağan kar gibi.
Keşke dünya toz şekeri ile kaplı olsaydı.
Çocuk oldum sonra ağladım, yağmur bile beni ayıpladı.
Söz dedim, söz verdim.
Yüzüme bir daha çiçekli masa örtüleri sermeyeceğim.
Sokakta kuş ölüsü bulmuş çocuk gibi ağladım.
Söz dedim, söz verdim.
Ruhumu gömdüğüm yer hala belli.
Güneşi özledim, sonra seni
Keşke gölgesine razı bir fesleğen olaydım.
Sonra gittin.
Gözlerin bir yeşil fanila unutulmuş balkonda
Sicim yağmur taklidi
Artık iyice inceldi.
"Ben biraz absürd bir kulum galiba. Yani hayatım çoğunuzun anlam veremeyeceği basit ayrıntılarda geçiyor. Bir tür ayrıntı emekçisi olduğum söylenebilir belki. Ayaklarımın yere basmadığı ve ellerimle bulutlara tutunarak hayatımı sürdürebildiğim de.. Ama ne söylenirse söylensin bu beni diğer insanlarla aynı akıllı uslu düzlemde bir araya getirmeyecektir. Fazla şaşırmıyorum buna.
Çünkü ben ayakları hiçbir zaman yere basmadığı halde ayakkabıları sürekli delinen biriyim."
"Ben pek yatmayı sevmem. Oturmaktan hoşlandığım da söylenemez. Ayakta durmaktansa düpedüz nefret ederim. Zincire de bağlı olsam boşlukta sallanıp duran bir madalyon olmayı ne kadar isterdim. Şimdi de sallanıp duruyorum ama doğrusu bir madalyon kadar değerim yok. Aksine sallanarak hayallerimi tüketiyorum sadece. İnsanın hayallerini tüketecek kadar vakti olmamalı.."