O gizemli harf yığınlarının arasından adeta bir ışık gibi sızan ve okuyucuya göz kırpan “İstediğim İnsan Olma Yolunda” cümlesiyle beni daha ilk saniyede kalbimden yakalayan bu kitap, aslında modern dünyanın hepimizin üzerine yıktığı o sahte “kusursuz yaşam, bitmek bilmeyen başarı ve sürekli mutluluk” illüzyonuna karşı muazzam bir başkaldırı niteliği taşıyor.
@esraoras_ bu kıymetli eserinde, günümüzde adeta hızlı tüketilen bir market ürünü haline gelen, her köşe başında, her sosyal medya kaydırmasında karşımıza çıkan o klişe, içi boşaltılmış popüler psikoloji söylemlerinin arkasındaki büyük yanılgıları adeta cerrahi bir titizlikle masaya yatırıyor.
Kitabın asıl derinleştirdiği konusu; sürekli pozitif kalmaya zorlanmanın, her acıyı anında sihirli bir değnekle şifalandırma çılgınlığının ve “yeterince istersen her şeyi başarırsın, her şey senin elinde” tarzı insanı zehirleyen o gizli suçluluk duygularının ruhumuzda yarattığı doyumsuzluğu, hırpalanmışlığı ve derin yalnızlığı iliklerimize kadar hissettirerek anlatması.
Yazar, insanın doğası gereği kırılgan, bazen çaresiz, bazen öfkeli ya da alabildiğine mutsuz olabileceğini; asıl iyileşmenin ve kendini bulmanın bu gölgeli duyguları halı altına süpürerek değil, aksine onlarla dürüstçe ve cesurca yüzleşerek başlayacağını o kadar içten, o kadar bizden bir dille aktarıyor ki, sayfaları çevirirken adeta çok güvendiğiniz bir dostunuzla kahve eşliğinde dertleşiyormuş gibi hissediyorsunuz.
Sosyal medyanın o gürültülü, herkesin hep parıl parıl parladığı, hatasız ve aşırı huzurlu göründüğü o sahte vitrin dünyasında kendi özgün iç sesimizi nasıl kaybettiğimizi, popüler kültürün bizi nasıl tek tipleştirip “kusursuz birer mutluluk robotu” olmaya zorladığını psikolojik temellere dayandırarak ama bizi asla teorik bilgiyle boğmadan, su gibi