Erkek, dış dünyada somut bir değer üreten, işbölümüne doğrudan katılan özerk bir özne olarak toplumla dinamik ve organik bir bağ kurarken; ev içine hapsedilmiş kadının toplumla bağı ancak edilgen, mekanik ve dolaylı bir "temsil" ilişkisinden ibarettir. Kadın, kendi adına değil, ait olduğu çiftin, sınıfın ve erkeğin toplumsal statüsünün canlı bir vitrini, sahte bir simgesi olarak sosyalleşmek zorundadır. [...]bu durum, kadının kamusal alandaki varoluşunun bile aslında kendine ait bir eylem değil, erkeğin ve ait olduğu burjuva sınıfının prestijini sergilemekle görevlendirilmiş kurumsal bir uşaklık ve vitrin rolü olduğunu kanıtlar.
"Bu şehirde aşk, ya bir vitrin süsü kadar sahte ya da bir açlık krizi kadar saldırgandı."
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Sahte bir vitrin sunanları veya "sadece" bir vitrin sunanları; gizleyen, aldatan ve sahtekârlık yapanları düşündüğümüzde, yaratılan görünüşlerle gerçeklik arasında uyuşmazlık olduğu aklımıza gelir. Ayrıca bu performansları sergileyenlerin kendilerini kıstırdıkları nazik konumu da düşünürüz; çünkü performans sırasında herhangi bir anda foyalarını meydana çıkaracak ve iddia ettikleriyle açıkça çelişecek, bunun sonucunda anında aşağılanmalarına yol açacak ve bazen de itibarlarını kalıcı şekilde zedeleyecek bir olay meydana gelebilir. Genelde dürüst oyuncuların, bariz bir yanlış sunum eyleminde bulunurken suçüstü yakalanmaktan kaynaklanan bu korkunç sonuçlardan kaçınabildiklerini düşünürüz. Ne ki sağduyuya dayanan bu bakış açısı analitik açıdan pek yararlı değildir. Bazen yaratılan izlenimin doğru mu yoksa sahte mi olduğunu sorduğumuzda, aslında o oyuncunun söz konusu performansı sahnelemeye yetkisi olup olmadığını sormak isteriz ve doğrusu performansın kendisi pek umurumuzda değildir. İletişim kurduğumuz birinin bir sahtekâr olduğunu öğrendiğimizde; oynadığı rolü oynamaya hakkı olmadığını, ilgili statüye sahip olma iddiasının geçerli olmadığını öğreniyoruz demektir. Sahtekârın performansının, oyuncuyu yanlış sunmasına ek olarak başka yönlerden de hatalı olacağını varsayarız; ama genelde çevirdiği dolaplar, sahte performansla bu sahte performansın taklit ettiği meşru performans arasında başka farklar bulmamıza kalmadan ortaya çıkar. **Paradoksal bir şekilde; sahtekârın performansı gerçeğiyle ne kadar çok benzeşirse, kendimizi o kadar çok tehdit altında hissederiz. Çünkü sahtekârlığı ortaya çıkmış birisi tarafından sergilenen becerikli bir performans; belli bir rolü oynamak için gerekli meşru yetki ile o rolü oynama yetisi arasında var olduğunu
Sayfa 66 - Ocak 2014, PERFORMANSLAR, Yanlış Sunum, Metis Yayınları
Psikoloji
​"Dünya, paranın sahte ışıklarıyla aydınlatılmış koca bir vitrin haline geldi."
Kur'an'ın "sırâta'l-lezîne en'amte aleyhim" vurgusu, tam da bu noktada modern insanın zihnini ayıklayan bir ölçü sunar. Nitekim burada işaret edilen kişiler, görünür oldukları için değil istikamet üzere kaldıkları için örnektirler. Hayatları bir vitrin değildir ve nihayetinde her biri, artları sıra bir iz bırakmışlardır. Sahte ilham figürleri ise çoğu zaman sonuca odaklıdırlar; nasıl göründükleri, ne kadar alkışlandıkları, kalabalıklara ne kadar hızlı ulaştıkları konuşulur. Fakat nasıl bedeller ödedikleri, hangi iç çatışmalardan geçtikleri, hangi ahlaki sınırları korudukları çoğu zaman görünmezdir. Psikoloji açısından bu tür figürler, insanda geçici bir motivasyon artışı üretse de uzun vadede yetersizlik, kıyas ve tükenmişlik duygularını beslemektedirler. Gerçek rol modeller ise farklıdır. Onlar, "Bunu da başardı" denilen insanlar değil, "Buna rağmen yoldan çıkmadı" denilen insanlardır. Kur'an'ın işaret ettiği nimet ehli, hayatı kusursuz yaşamazlar; hayatın kusurları içinde istikameti korumaya uğraşırlar. Psikolojik sağlamlık araştırmaları da bize insanı gerçekten güçlendiren şeyin, mükemmel örnekler olmadığını, gerçekçi ve tutarlı örnekler olduğunu söylemektedir." Çünkü insan zihni, erişemediği ideallerden çok yürünebilir yolları içselleştirir.
Sayfa 60·Kitabı okuyor
Kendi hayatımı düşündüm "XS" bir evde yaşıyorum. zçzaten dünyada kapladığım alan belli,bana fazla bile. Tek bir noktadan bütün evi görebiliyorum;büyük rahatlık! Temizliği de kısa sürüyor. Gümüşlerinçm falan da yok öyle parlatacak. Vitrin konusunu hiç açmıyorum. Zaten büyük zaman kaybı. Evimde balkon olmayınca salondaki pencerenin kenarına çiçeklerle süsleyerek balkona benzer bir yere dönüştürdüm. oraya "balkonumsu" diyorum. Balkonumsu'dan bakınca pepesi görünen beş küçük ağaç var. onlara ara ara bakıp kahve eşliğinde mutlu mesut kitap okuyorum. Büyük keyif.
Alfa Basım Yayım Dağtım San. ve Tic. Ltd. Şti. 1-6. Basım: Kasım 2021·Kitabı okudu