7/10
·392 syf.·
2026 25. kitabı
Herkese merhaba! Uzun zaman sonra yepyeni bir kitap yorumuyla karşınızdayım. Bu seferki kitap, benim her zamanki okuduğum toxic çiftlerin aksine çok daha sakin, olgun ve sağlıklı bir ilişki dinamiğine sahipti. Kitabı genel olarak çok sevdim, özellikle karakterlere gerçekten bağlandım. Böylesine green flag karakterler okumayalı epey olmuştu. Kitap, yaşadığı büyük bir hayal kırıklığının ardından babasının yaşadığı kasabaya giden Wren'in hikâyesini anlatıyor. Burada tanıştığı Anders ile aralarında yavaş yavaş gelişen, güven üzerine kurulu çok güzel bir bağ oluşuyor. Ancak Anders'ın geçmişi ve taşıdığı büyük yük, ikisinin de mutluluğunu imkânsız hâle getiriyor. Hikâye boyunca hem yas tutmanın hem de yeniden sevebilmenin ne kadar zor ama bir o kadar da değerli olduğunu okuyoruz. Sonu haricinde kitabı gerçekten beğendim. Final bana biraz aceleye gelmiş gibi hissettirdi. Çiftimiz bunca acı çektikten sonra mutlu oldukları günleri biraz daha okumayı çok isterdim. Ben çok beğendim. Eğer siz de; - slow burn - Çiftlik/kasaba atmosferi -Yas ve iyileşme teması -imkânsız aşk seviyorsanız bu kitabı seveceğinize eminim.
Yalnızca Aşk Bu Kadar AcıtabilirPaige Toon · İndigo Kitap · 20264 okunma
Puan vermedi·56 syf.··
2026 34. kitabı
Cemal Süreya’nın altıncı ve son şiir kitabı Güz Bitiği, 1 Nisan 1988’de yayımlanmıştır. Sıcak Nal’dan sadece bir gün sonra çıkan kitap, aynı yıl Behçet Necatigil Şiir Ödülü’nü kazanmıştır (Sıcak Nal ile birlikte). Kitap, şairin olgunluk döneminin en damıtılmış, en içe dönük ve veda havası taşıyan eserlerinden biri olarak kabul edilir. Kitap toplam 56 sayfa civarındadır ve şu bileşenlerden oluşur: 1 düzyazı 20 şiir 1 şarkı 11 beyit 16 dize Süreya, kitabı “tek bir şiir” olarak nitelendirmiştir. Parçalar ayrı ayrı başlıklı gibi dursa da bütünsel bir akış ve tek bir duygusal/melankolik tonda ilerler. Adı, Doğu Perinçek’e göre Dîvânü Lugati’t-Türk’teki “Ay Bitigi”nden (askerlerin ad ve azık defteri) esinlenmiştir; “güz” mevsimiyle birleşince sonbaharın bitiş defteri, hesaplaşma ve veda anlamı taşır. Biçimsel çeşitlilik (düzyazıdan beyite, şarkıya) kitaba zenginlik katar. Şiirler genellikle kısa, yalın ve imgelerle örülüdür; gösterişli imgelerden ziyade suskunluklar, eksiltiler ve sezdirme ağır basar. Temalar Aşk, Ayrılık ve Yalnızlık: Kitabın kalbi burada atar. Şiirlerin çoğu “Keşke yalnız bunun için sevseydim seni” dizesiyle biter. Bu nakarat, sevgiyi basit anlara (bir çay içmek, bir bakış, bir yürüyüş) indirgerken aynı zamanda derin bir pişmanlık ve kabulleniş taşır. Zaman, Ölüm ve Veda: Sonbahar (güz) metaforu hâkimdir; sararan yapraklar, soğuyan hava, bitiş hissi. Şair adeta kendi şiir serüvenine ve hayata veda etmektedir. Melankoli dinginliğe, kabullenişe evrilir. İnsan İlişkileri ve Varoluş: Günlük hayat imgeleri (banliyö treni, çay, sokak, nalburlar) üzerinden evrensel duygular işlenir. Yalnızlık “ovanın düz oluşu gibi” yalın ve kaçınılmazdır. Kitap, İkinci Yeni’nin imgeci, yenilikçi dilinden uzaklaşarak daha olgun, daha doğrudan ama hâlâ derin bir üsluba
Güz BitigiCemal Süreya · Can Yayınları · 2020946 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·264 syf.··
2026 6. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 03:45
Genel olarak motivasyon kaybı yaşadığım bir dönemde karşıma çıkan ve bana iyi gelen kitaplardan biri oldu. Okurken yazarın anlatım dili bana sık sık Aykut Oğut'u hatırlattı. Özellikle düşünce gücü, inanç kalıpları ve hayata bakış açısıyla ilgili anlatılan bazı konular iki yazar arasında benzerlikler kurmama neden oldu. Ancak bu benzerlikler, daha önce okuduğum bir kitabın tekrarıymış hissini vermiyor hatta tam tersine tanıdık gelen fikirler farklı örnekler ve farklı bakış açılarıyla ele alınıyor. Bu da anlatılanları üzerinde düşünerek benimseyerek hayatıma katmamı kolaylaştırdı diyebilirim. En sevdiğim yanı ise okurken üzerimdeki zihinsel yorgunluğu hafifletmesi oldu. Sayfalar ilerledikçe olaylara daha olumlu ve sakin yaklaşmaya başladığımı farkettim. Sen Yeter ki İste Pierre Franckh Kesinlikle bu kitabı doğru zamanda en ihtiyacınız olan bir dönemde okuyacaksınız buna eminim çünkü enerjisi çok başka.
Sen Yeter ki İstePierre Franckh · Koridor Yayıncılık · 2025323 okunma
Puan vermedi
Mukaddes ilk bakışta bir aşk hikâyesi anlatıyormuş gibi görünse de, sayfalar ilerledikçe bunun çok daha derin bir anlatı olduğunu fark ediyorsunuz. Yazar, aşkı yalnızca iki insan arasındaki duygusal bağ olarak ele almıyor; sevginin insanı nasıl değiştirdiğini, olgunlaştırdığını ve bazen sessizce yeniden inşa ettiğini anlatıyor. Romanın merkezinde Şerif ve Mukaddes var. Fakat asıl mesele onların birbirlerini sevmesi değil; o sevginin onları nasıl dönüştürdüğü... Güven, fedakârlık, sabır ve insanın kendi vicdanıyla hesaplaşması satır aralarında öylesine doğal işlenmiş ki, okurken kendinizi olayların değil, karakterlerin ruhunda dolaşırken buluyorsunuz. Adil Yakubov'un kaleminde beni en çok etkileyen şey ise gösterişten uzak anlatımı oldu. Büyük cümlelere, yapay dramatik sahnelere ihtiyaç duymadan okurun kalbine dokunmayı başarıyor. Karakterler kusursuz insanlar değil; tıpkı hayatın içinden çıkıp gelmiş gibiler. Belki de bu yüzden yaşadıkları her duygu inandırıcı, her kırgınlık tanıdık geliyor. Mukaddes karakteri ise romanın en güçlü yanı. O, yalnızca sevilen bir kadın değil; onuru, vakarı ve yaşadığı zorluklar karşısındaki sessiz direnciyle hafızada yer eden bir karakter. Şerif'in değişimi de onun varlığıyla anlam kazanıyor. Böylece roman, tek taraflı bir aşk hikâyesi olmaktan çıkıp, birbirini büyüten iki insanın yolculuğuna dönüşüyor. Romanın bir başka dikkat çekici yönü de Sovyet dönemi Özbek toplumunu arka planda başarıyla hissettirmesi. Gelenekler, aile bağları ve toplumun birey üzerindeki etkisi, hikâyenin içine ustalıkla işlenmiş. Yazar bunları göze sokmadan, anlatının doğal bir parçası hâline getiriyor. Kısacık bir roman olmasına rağmen taşıdığı duygu son derece büyük. Sayfa sayısı az ama etkisi uzun sürüyor. Kitabı kapattığınızda yalnızca Şerif ile Mukaddes'i
MukaddesAdil Yakubov · İleri Yayınları · 2000140 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2026 13. kitabı
Selam canım arkadaşlarım, şimdi bir Jules Verne kitabıyla geldimmm Bu kitabı elime alırken yine o bildiğimiz Jules Verne macerasını bekledim açıkçası. Sayfalar hızla aksın, olaylar birbiri ardına gelsin istedim. Kitap üç ayrı öyküden oluşuyor ve her biri daha çok insanın iç dünyasına, hırslarına, korkularına ve yaptığı seçimlerin sonuçlarına odaklanıyor. Bilimsel keşiflerden çok karakterlerin yaşadığı gerilim, çatışma ve psikolojik yön ağır basıyor. Kurduğu atmosfer yer yer karanlık ve düşündürücü; özellikle insan doğasına dair yaptığı vurgular dikkat çekici. Ama sanırım tam da burada beklentimle kitap biraz ayrıştı. Daha hareketli, daha macera dolu bir kurgu beklerken daha sakin ve yer yer ağır ilerleyen bir anlatımla karşılaştım. O “hadi bir bölüm daha” heyecanını her öyküde aynı şekilde hissedemedim. Daha çarpıcı bir etki bırakmasını isterdim. Yine de Verne’in farklı bir tarafını görmek güzeldi. Sadece ben galiba onun o soluksuz maceralarına biraz daha aşığım. Bu kitap beklentimi tam karşılamadı ama yine de diğer eserlerine de şans vereceğim #julesverne #cansununkitapligi #reels #kitap #book
Edom - Frritt Flakk - HumbugJules Verne · İthaki Yayınları · 202580 okunma
8/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 23:35
Listelerinize mutlaka eklemeniz gereken bir kitapla geldim.. Gece.. Gece bende garip bir his bıraktı. Kitap zaten çok kısa ama okurken sanki çok daha uzun bir yolculuktan geçmişim gibi hissettim. Elie Wiesel çocuk yaşta savaşın içine düşmesini, ailesiyle birlikte toplama kampına gönderilmesini ve sonrasında yaşadıklarını anlatıyor. Bir noktadan sonra artık sadece olayları değil, onun iç dünyasındaki değişimi de görmeye başlıyorsun. Özellikle yaşadıkları arttıkça çocukluğundan yavaş yavaş uzaklaşmasını okumak beni baya düşündürdü. Kitabın en sevdiğim tarafı, duyguyu zorla vermeye çalışmaması oldu. Çok sakin bir anlatımı var ama tam da bu yüzden bazı satırlar daha sert çarpıyor. Bazı yerlerde devam etmek istemeyip birkaç dakika kitabı elimde tuttuğum oldu. Çünkü okuduğun şey kurgu değil, gerçekten yaşanmış olması hissi ağırlığını artırıyor. Bitirdiğimde en çok aklımda kalan şey olayların büyüklüğünden çok, bir insanın böyle koşullarda neleri kaybedebildiği oldu; sadece ailesini ya da evini değil, inancını, güven duygusunu, çocukluğunu da. İnce bir kitap olmasına rağmen içi çok dolu hissettirdi bana.. Özellikle 2.Dünya Savaşı zamanlarını okumayı sevenlere öneririm, çok iyi bir kitap #cansununkitapligi #okudumbitti #reels #bookstagram #gece
GeceElie Wiesel · Koridor Yayıncılık · 20242,030 okunma