Şakire Yazıcı

Şakire Yazıcı
Si je vis ...
67 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
Puan vermedi·622 syf.··
2025 4. kitabı
Sosyal medyada sık sık Oblomov gibi “tabirini” duyar bir türlü anlam veremezdim. Okuma sürecimin sonunda vardığım kanı insanların Oblomov’u tembellikle eş anlamlı olarak kullandığı yönünde fakat bana göre bu yanlış bir düşünce… Önsözde geçen: “Toplumsal bir kaderin Oblomov’u içine düşürdüğü bu kaçınılmaz uyuşmayı rastgele bir tembellikle karıştırmamak gerekir. Tembel, işten kaçan ve işsizlikte mutluluğu bulan adamdır. Oblomov’sa hiçbir zaman işe giremeyen, işsizlikten de zevk alamayan bir adamdır.” cümlesi pek çok okurun dikkatini çekmiştir. Oblomov, gerek yetiştirildiği çevre, gerekse iç dünyasının derinliğiyle dünyaya adapte olamayan ama kendi dünyasında da mutsuz olduğunun farkında olan adamdır ama bunu değiştirecek gücü kendinde bulamaz, ne zaman bulduğunu düşünse bir şeyler olur ve emelleri gerçekleşmez… Okurlara tek bir soru yöneltme şansım olsa; “Oblomov bütün okuduklarımızı rüyasında mı gördü?” demek ve cevaplarını dinlemek isterdim.Sonuç olarak bence hepimiz birer Oblomovuz.
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,8bin okunma
Reklam
Puan vermedi·88 syf.··
2024 2. kitabı
İnsanlar anlam yükledikleri varlıkların yine bizzat anlamı yükleyen kendileri dışında herhangi bir başka nedenle zarar görmesine tahammül edemeyecek kadar zayıf karakterlidirler. Ve anlam yükledikleri varlıkların, kendileri artık bu anlamı yüklemek istemedikleri zaman ancak yok olmasını talep edecek kadar da bencildirler. Hemingway’in Yaşlı Adam ve Deniz romanı ile sabretmek, mucize beklemek, başarmak, azmetmek, af dilemek, elde etmek gibi kavramlarla dolu kutsal metinlere göndermeleri yok. O bir roman yazmış ve hayatı anlatmış. Hayat bunlarla doluysa o da Hemingway’in suçu değil. Olsa olsa Hemingway, Tanrı’nın kişisel mucizeler yaratabileceğini ama her mucizenin insanı mucizeyi dilerken varmak istediği sona eriştirmeyebileceğini söylüyor, bu kadarcık şey söylemeye de hakkı olan büyük bir yazarın ihtişamıyla. Neresinden bakarsanız bakın, Santiago kaybettiği umudunu çok açık denizde arayan ve bulduğu zaman daha çok kaybeden bir yaşlı balıkçı. Eğer Yaşlı Adam ve Deniz olmasaydı, 1952’den sonra büyük romanlar asla yazılamazdı. Ve eğer umudunuzu yeniden bulabilecek kadar güçlü değilseniz, kaybetmeyin. Ya da kaybedin, Santiago ile aramaya çıkın, mutlaka bulursunuz.
Yaşlı Adam ve DenizErnest Hemingway · Bilgi Yayınları · 202540,9bin okunma
Puan vermedi·202 syf.··
2023 5. kitabı
İtfaiyecilerin yangın söndürmekle değil kitap yakmakla görevlendirildiği bir dünya düşünün… Kabul edelim kimsenin böyle korkunç bir gelecek hayali yoktur. Ray Bradbury Fahrenheit 451’de tüketim toplumunu hedef alıyor ve eleştirisini kapitalizm üzerine kuruyor. Bu noktada kitabı hem sistem eleştirisi hem de toplum eleştirisi olarak görmek mümkün. Çünkü toplumda yaşayan bireylerin kendi istekleriyle sansür mekanizmasını çalıştırmaları, hayatın içinden örneklerle anlatılıyor. Öte yandan kitapta çeşitli teknolojik araçlarla insan düşüncesinin kuşatıldığını ve farklı düşünceye müsaade edilmediği görüyoruz. Böyle bir dünyada kitaplar yok edilmiş ve sorgulamaya giden tüm yollar kapanmıştır. 1984 ile tek benzer yanı ikisinin de distopya olmasıdır. 1984 ‘ü okurken diktatörlüğe boyun eğen insanların aslında mutlu olmadığını sadece bunu kabullendiğini hissedersiniz ve bu koca bir komünizm eleştirisidir. Oysa Fahrenheit 451 de insanlar mutludur. Kabullenmekten bağımsız bir biçimde mutludur.” Ray Bradbury’nin şahane üslubu ile keyifle ve heyecanla okunacak kitap. . Kitap isminin gerekçesini öğrendiğimde muazzam şiirsel ve zekice bir seçim diye düşünmüştüm.
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,2bin okunma
Puan vermedi·520 syf.··
2023 4. kitabı
Bazı kitaplarla bir karakterin hayatına, gelişimine ortak oluruz. Bazen bu karakter bir sanatçıya dönüşme çabası içinde de olabilir. Bu da çoğu zaman yazarın kendi yolculuğunun bir yansımasıdır aslında, değil mi? Yazarın kendisi başından neler geçirdi, ne zorluklarla cebelleşti ve ne gibi şeylerde teselli buldu, hepsi üstü örtülü şekilde başka bir karakterin başından geçer. Böyle kitapları okuması başlı başına zevklidir ama aynı kitaptan yazarın oto-biyografisini kazımaya çalışmak da ilgi çekicidir, bir bakarsınız arkeologa dönmüşsünüz. Jack London’un Martin Eden’i ile başardığımız ya da başaramadıklarımızla,keşkelerimiz veya iyiliklerimizle gerçek anlamda kendimizle yüzleşeceğimiz bir yolculuğa çıkıyoruz. Yollarda karşılar bizi yarım kalmış düşlerimiz,erişemediğimiz aşklarımız, yüzüstü bıraktığımız dostlarımız. Sınıf farkı, dolu dolu aşk ve bir insanın kendini geliştirme süreci ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Martin Eden, her düşüncesini, savunuşu ve dimdik duruşu ile harika bir karakterdi. Hem çok düşünceli hem çok saygılı hem de gerçek bir aşıktı. Martin Eden her ne kadar mücadele kitabı gibi görünse de aslında bence bir yenilgi kitabıdır.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma
10/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2021 10. kitabı
“Farkındayız,yaşadığımız tecrübelerden dolayı gayet iyi biliyoruz ki hak,adalet,insanlık çağrıları size ulaşmıyor. Kalpleriniz, yoksulların kafalarını ezen ökçeleriniz kadar taşlaşmış sizin.” 1906 yılında yazmaya başladığı, 1908 yılında yayınladığı Demir Ökçe için Jack London: “Bu kitap bana dost kazandırmayacak.” demiş ve haklı çıkmıştır. Aynı zamanda sıkı bir kapitalizm eleştiri olan kitap, kitleleri rahatsız ettiği için London’ın da düşündüğü gibi fazlasıyla eleştirinin hedefi olmuştur. Ezilenlerin üzerine bütün şiddetiyle inen Oligarşi’nin yani Martin Everhard’ın deyişiyle “Demir Ökçe”nin ağırlığına daha fazla tahammül edemeyen, burjuvaların ve yönetici sınıfın haklarını gasbetmesine dayanamayan halk, sonunda Martin’in yaktığı devrim ateşiyle ayaklanmış ve haklarına ulaşmak İçin ellerinden geleni yapmıştır. Fazlasıyla etkilendiğim ve ezilenlerin sesini daha da içimde duyduğum bir Jack London eseriydi Demir Ökçe. “Dediğim gibi, bugün hiçkimse özgür değil. Hepimiz o sanayi makinesinin çarklarına kapılmış durumdayız.”
Demir ÖkçeJack London · İthaki Yayınları · 201719,3bin okunma