İnandığımız değerlere sadakatimizi yitirdik. sadakatimiz yalnızca sözcüklere; çünkü onların bir gerçekliği yok. Onlar yaşadığımız dünyada sahici bir şeylere tekabül etmiyor. Bizi daha iyi, daha öfkeli, daha inanmış, daha bilgili gösteriyor sözcükler; ama onlara inanmıyoruz, çünkü hayat artık sözcüklerle de açıklanamıyor...
Çok fazla gürültü var etrafta Tanrı'nın sözlerini işitemiyoruz. Yeryüzünün tüm sesleri sürekli birbirine karışıyor ve biz bu kakafoninin elimizden tutup bizi gerçekliğin eşiğine bırakmasını bekliyoruz.
Yalnızlık, yalnız kalmanın sancısı iken; tek başınalık, yalnız olmayı seçmenin zaferidir. Yalnızlık fiziksel ve duygusal olarak acı verir, onu en çok istediğimiz anda bizden uzak kalan bir yakınlığın yokluğunu belirtir. Tek başınalık ise bilinçli ve iradi bir biçimde yalnızlığı yeğlemektir. Tek başınalığın ruha verdiği tatmin hissini yaşayamayan kişi, yalnızlığın verdiği ıstırabı tadar. Tek başınalık lazım geldiğinde o yalnızlıktan dışarı çıkabilmektir de