SALİH CANBAŞ

SALİH CANBAŞ
@salihcanbas
Yaşama, ancak gerçeğin bilgisi ile tahammül edilebilir.
İnşaat Mühendisi / Harita Teknikeri
SAÜ/AKÜ
YOZGAT
YOZGAT, 10 Ağustos 1993
99 okur puanı
Temmuz 2018 tarihinde katıldı
Entelektüel İntihar
İnsanlar hayatın anlamı yoktur! ya da hayatın anlamını aramanın/sorgulamanın bir anlamı yoktur! demekle entelektüel intiharlarını gerçekleştirirler.
Felsefe-Düşünce
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Annem ne zamana kadar okuyacaksın demiştir
Tam bütün cevapları bulduğunu düşünürsün, sorular değişir." - Paulo Coelho
Hayata Dair
Charlie Chaplin
Üzgünüm! Ama ben imparator olmak istemiyorum. Bu, benim işim değil. Kimseye hükmetmek ya da boyun eğdirmek istemiyorum. Elimden gelirse, herkese yardım etmek isterim: Yahudi olan, olmayan, zenci veya beyaz… Hepimiz karşımızdakine yardım etmek isteriz; insanların doğası budur. Biz birbirimizin mutluluğu için yaşamayı isteriz, kötülüğü için değil. Birbirimizden nefret etmek, birbirimizi aşağılamak istemeyiz. Bu dünyada herkese yetecek yer var. Ve toprak hepimizin ihtiyacını karşılayacak kadar bereketli. Hayatın bize çizdiği yol, özgürlük ve güzelliklerle dolu olabilir ama biz onu yitirdik. Hırs ruhumuzu zehirledi, dünyayı bir nefret çemberine aldı, hepimizi kaz adımlarıyla sefalete ve kana sürükledi. Hızımızı arttırdık ve bunun tutsağı olduk. Bolluk getiren makineleşme bizi yoksul kıldı. Edindiğimiz bilgiler bizi alaycı, zekamızı ise katı ve acımasız yaptı. Çok fazla düşünüyor ama çok az hissediyoruz. Makinalaşmaya değil, insanlığa muhtacız aslında. Zekaya değil, iyilik ve anlayışa… Bu değerler olmadan hayat korkunç olur, her şeyimizi yitiririz. Uçaklar ve radyo denen icat bizi birbirimize yakınlaştırdı. Bu buluşların varoluş nedeni, insanın içindeki iyiliği ortaya çıkarmak, evrensel kardeşliği inşa etmek ve birleşmemizi sağlamak. Şu anda bile sesim dünyadaki milyonlarca insana, acı çeken kadınlara, erkeklere ve çocuklara, suçsuz insanları hapse atıp işkence eden bir sistemin kurbanlarına bu sayede ulaşabiliyor. Beni işitenlere şunu söylemek istiyorum: “Umutsuzluğa kapılmayın.” Üstümüze çöken bela; vahşi bir hırsın, insanlığın gelişmesinden korkanların duyduğu acının bir sonucu. İnsanlardaki bu nefret duygusu geçecek, diktatörler ölecek. Ve halktan aldıkları güç, yine halkın eline geçecek. Son insan ölene kadar özgürlük yok olmayacak. Askerler!!! Kendinizi
Anadil Anadil Anadil
Dilimize asırlar önce girmiş, milletçe benimsenmiş, adeta Türkçeleşmiş kelimeler vardır. Günlük dilde kullanılan bu kelimeleri geniş bir ayıklamaya tabi tutmanın büyük sakıncaları vardır. Burada üzerinde durduğum husus yaratıcı düşünmede anahtar rolü oynayan Felsefe ve Bilim terimleridir. Bunların mutlaka Türkçe'den türetilmesi gereklidir.(Syf 70) Dışarıdan kelime alma tembel zihin işidir. Yenisini yapma zahmetine katlanmadan işin kolayına kaçmaktır. Bu kolaycılığın doğuracağı sakıncayı düşünmemektir. Zihni yormadan kolay aşırmacılıkla kültür değişmez. (Syf 42)
Sayfa 70 - Divan Kitap
Felsefe-Düşünce
Dildeki sadeleşme aşırılığına gidenlerin bir kısmı Arapça ve Farsça kökenli sözcüklere karşı büyük duyarlılık gösterdikleri halde, Fransızca ve İngilizce sözcükleri çok sıkı kullanmada bir sakınca görmezler. O zaman bu gibilerin amacı Türkçe'nin sadeleştirilmesinden başka şey olsa gerekir.
Sayfa 26 - Divan Kitap
Felsefe-Düşünce