(...) Özellikle “caz”ın bir türü olan “blues”, beyazlar tarafından da çok sevilir. “Rock” müziğinin “blues”dan doğduğunu, onun “beyaz ırkın blues’u” olduğunu söylerler. Ama “rock”, “blues” gibi yoğun hüzün ve ezilmişlik duygusu ifade etmez. Tam tersine, Batılı gençlerin bir “başkaldırı hareketi” olarak ortaya çıkar. II. Dünya Savaşı’ndan sonra, Batılı gençlerin büyük bölümünde görülen, devlete, millete, mânevîyâta vs inanmama tutumu, “elektrogitar”ın icâdıyla, başkaldırı ve özgürleşme gayretinin müzikte de ifadesini bulmakta gecikmez. Başlangıçta, İngilizce “rock’n roll-sallan yuvarlan” adını alan bu ifade, zamanla “rock” şekline dönüşür. Elektriğin katkısıyla büyük bir gürültü çıkaran müzik âletleri ve binlerce gencin katıldığı konserlerle bu zümre, başkaldırısını, “müzik, dans, alkol ve seks” diye dört temel değer etrafında merkezleştirir. Zamanla bu akımın daha mübtezelleşmiş ve marjinalleşmiş türleri ortaya çıkar; bir yandan “pop kültürü” ve “disko kültürü” oluşurken, diğer yandan “metalistler”, “pankçılar” gibi daha uç örnekler kendini gösterir.
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Ocak 1997, Feyyaz Aksakal imzasıyla) Müzik Zevki ve Cihad Şuuru Hakkında