Müdekkik

Müdekkik
@salvolama
İhtilal ve izmihlal.
Üç isim üç soru
Bu üç düşünür bugün dahi geçerli olan şu soruları ortaya atmışlardır. Compte'un sorusu şudur: «Belirli alanlarda ilmi ve teknik metotlarla hareket ediyoruz. İlim çağında, dini inanç birliğini yeniden meydana getirmek nasıl mümkündür?» Tocqueville'in sorusu: «Eşitlik eğiliminde olan bütün modern batı toplumlarında eşitliğin sosyal ve siyasi tabiatı ne olacaktır?» Marx'ın sorusu: «Üretim araçlarına sahip olanlarla işçilerin birbirine muhalif olmalarının esaslı bir ihtilaf sebebi olmasıyla sınıf mücadeleleri sanayi toplumunun kalbine yerleşmiştir. İktisadi ve sosyal seviyede bir birlik meydana getirmek hangi şartlarla mümkündür?" Compte, Marx ve Tocqueville, her üçü de XIX. asrın ilk yarısındaki tarih felsefesine sahip çıkmaktadırlar. Her üçü de tahlilini yaptıkları meselelere karşı çıkılamıyacağına inanmışlardır. Tocqueville'e göre demokratik hareket önlenemez. Compte'a göre, teolojik inançlar ve geleneksel dinlerin çöküşü durdurulamaz. Ve nihayet Marx'a göre, giderek hızlanan sınıf mücadelelerine karşı durulamaz.
Sayfa 32·Kitabı okuyor
Müdekkik
Bu soruların hepsinin cemâi bir birlik meydana getirmek ihtiyacıyla düğümlendiği farkedilir. "Birlik ama nasıl?" sorusu tüm esaslı düşünürlerin eninde sonunda karşılaşmak zorunda kaldığı bir sorudur. Bu soruyu İslam düşüncesi içerisinde değerlendirmek, birlik olma sırrını orada da aramak ciddi ufuklar açacaktır.
Reklam
İdeoloji
Kelime olarak ideoloji kavramı 1789 Fransız İhtilalinden sonra kullanılmaya başlanmış ve ilk defa 1796 yılında Destut de Tracy tarafından açıklanıp sistematize edilmiştir. Bu ilk icadında İdeolojiyle uğraşan kimseye de (mesela Tracy'ye) ideolojist adı verilmiştir. Ancak daha sonra Napolyon, rakip bildiği bir aydın grubunu ideolog olarak niteleyip karalamaya çalışınca ideoloji kelimesi olumsuz bir anlam kazanmış, lafebeliği, boş söz manasında kullanılır olmuştur. Bizde 19 . yüzyıl sonları ve 20. yüzyıl başlarında, Arapçanın en kısır köklerine bile şaşırtıcı bir doğurganlık kazandıran Z. Gökalp gibi düşünürlerimiz ideolojiyi önce "fikriyat" , Hatemi "ülkü" ile karşılamış, Necip Fazıllarla birlikte "İdeolojya Örgüsü" gibi bir geçişten sonra ideoloji kelimesinin bizzat kendisi kullanılır hale gelmiştir
Sayfa 203 - Birinci baskı, Nisan 2001
Müdekkik
Kurucusu olan Tracy'ye göre ideoloji bir bilimdir ve konusu da "düşünceler, bunun kanunları, kendilerini dile getiren işaretlerle ilişkileri ve kaynaklarıdır. Buna bağlı olarak ideoloji metafizik muhtevadan sıyrılan bir felsefe, mantıkla kaynaşan bir nevi tecrübi psikoloji" dir. ideoloji, toplumsal farklara dayanması nedeniyle içkin ama yaşayabilmesi için aşkın dayanaklara sahip, bir yönüyle bilgi, diğer yönüyle inanç ve eylem içeren karmaşık bir yapıdır. (204) İdeolojiler değişik açılardan sınıflandırılmıştır ki bunların en tanınmışı sert ve yumuşak ideoloji tiplemesidir. Burada sertlik, oldukça homojen ve yaptırımlılığı ifade eder. Mesela buna göre komünizm ve faşizm sert ideolojilerdir. Buna karşılık demokrasi bir yumuşak ideolojidir. (205) Dinler şüphesiz salt biçimleriyle birer ideoloji değildirler; ama dinlere dayanılarak ideolojiler üretilmiştir ki modern/ teknik anlamda bunun ilk tipik örneği Protestanlıktır. İlk ideoloji örneği olarak kabul edilen Protestanlık, bilindiği gibi din kökenli bir çıkıştır. (206)
Romanlarda Genç Entelektüel İzleri
Modern kamusal hayat, bir işletme ya da sosyolojik bir çalışmanın hammaddesi olarak değil de ancak bir roman ya da dram olarak görüldüğü takdirde, entelektüellerin nasıl olup da sadece gizli ya da büyük bir toplumsal hareketi değil, aynı zamanda salt kendilerine özgü, biraz tuhaf, hatta yıpratıcı bir hayat tarzını ve toplumsal performansı da temsil edebildiklerini anlayabilmemiz mümkün olur. Bu rol de en iyi ve ilk kez olarak on dokuzuncu yüzyılda ve yirminci yüzyıl başlarında yazılmış bazı sıradışı romanlarda -Turgenyev'in Babalar ve Oğulları'nda, Flaubert'in Duygusal Eğitim'inde, Joyce'un Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi'nde- betimlenmiştir; bu romanlarda toplumsal gerçekliğin temsil edilme biçimi yeni bir aktörün, modern genç entelektüelin aniden sahneye çıkışından derinlemesine etkilenir,
Sayfa 29 - Birinci Basım: Ağustos 1995, Mütercim Tuncay Birkan, Ayrıntı Yayınları
Müdekkik
Yazar metnin öncesinde entelektüel'i "temsil etme" bağlamında konu edinmişti. Buradaki temsil oraya göndermedir. Batı'da "temsil" meselesindeki sakatlık, Hazreti İsa üzerinden bir türlü sıhhatli bir duruma kavuşturamadıkları "temsil" mevzusuyla alakalıdır. Düğümün sebebi de budur.