Hayatta herkes böyle saygı duyabilseydi keşke!
"Sin öğretir. En önemli özelliği yol göstericiliğidir. Ona bakarak günleri, ayları ve mevsimleri bilirsin. Üzerinde yürüdüğümüz toprağın hareketlenmesine, denizlerin gidip gelmesine hep o karar verir. Hilal olduğunda boynuzu andırır, boğa olur. Dolunay olduğunda doğumu, bereketi, varoluşu simgeler. Demek istediğim, ben iştar'a olduğu kadar sine. de şamasťa da saygı duyarım. Bir iştar tapınağı rahibi olmam onları yok saymamı gerektirmez.."
III. TABLET
Gılgamış ile Enkidu, kentlilerin öğütleri ve iyi dilekleri ile Sedir ormanlarına doğru Yola koyuluRlar. Gılgamış’ın annesİ Bilge Ninsun, oğlunuN bu tehlikeli yolculuKtan sağ salim dönmeSi için Tanrı Şamaş’a yakarır.
Sayfa 168·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sovyet Edebiyatı Üzerine
İnsanları;sınıf mücadelesi,savaş,yok sulluk yazgısı ve doğal ihtiyaçlarımız tarafından teslim alınmış,küsmen insanımsı toplum olduk ve halen de öyleyiz.Ama yüzyıllardır sürmesine karşın henüz geniş bir topluluğu kap samasa da aynı zamanda,bu yazgıya karşı amansız bir mücadeleye giriş miş bir insan toplumumuz.Amacı insanın özgürlüğüne kavuşmak olan bu mücadelede ki bu mücadele yeni bir hümanizmanın doğuşuna taniklık ettiği zamanlarda daha keskindir.Bilginler ve sanatçılar hep ön cephede yer aldılar
Sayfa 84 - eby·Kitabı okudu
1000Kitap
İsa’dan önce Dokuzuncu yüzyılda yapılan resmi bir sayıma göre, tanrı sayısı 65.000 civarındaydı. Her beldenin, semtin, köyün kendi hami-tanrısı vardı; En Yüce Tanrı’yı tanımakla birlikte, insanlar günlük tapınmalarında kendi tanrılarına dönerlerdi: Larsa, Şamaş’a; Uruk, İştar’a; Ur, Nannar’a. Sümer panteonu, Sümer devletinden daha uzun yaşadı.
Sayfa 81·Kitabı okudu
Samaş’a
Samaş ! Bütün gökyüzünün aydınlatıcısı, karanlıkların öncüsü, Yukarının ve aşağının önderi…! Parlaklığın ağ gibi sarar dünyayı Ve en uzak tepelere kadar tüm karanlığı aydınlatır ! Ortaya çıktığını gördüklerinde tanrılar ve demonler neşelenir, Ve İgig’ler hep birlikte varlığınla neşelenir ! Işıkların gizli olan her şeyi egemenliği altına alır, Ve insanların hali senin ışığında ortaya çıkar…! Her varlık senin görkemine imrenir: Uçsuz bucaksız bir ateş gibi evreni aydınlatıyorsun… Şöhretin uzak dağları kapladı, Ve parlaklığın engin yeryüzünü doldurur ! En yüksek tepelere tüneyen sen, dünyayı gözetlersin Ve gökyüzünün ortasından ortasından, evrenin dengesini desteklersin… Yaşayan tüm canlıları güdersin: Yukarıda ve aşağıda tek çoban sensin ! Gökyüzünden tam zamanında geçersin, Her gün bitmez tükenmez yeryüzünü arşınlarsın, Açık denizi, sıra dağları, dümdüz ülkeyi…
Sayfa 308·Kitabı okudu
“Ninsun odasına çekildi, yıkandı, üzerine tulal süründü, geçirdi sırtına güzel bir giysi, boynuma güzel bir gerdanlık takıp, kuşanıp kemerini, başına tacını koyup yerlere su serperek damın üzerine çıktı merdivenleri tırmanıp. Orada Şamaş’a doğru tütsüler yaktı, saçılar sundu, ona kaldırarak ellerini: ...” *Tulal: Beden temizliği ve büyü işlemlerinde kullanılan bir bitki. Sözcük Akadca “Temizlen!” anlamına geliyor.
Sayfa 31·Kitabı okudu
Edebiyat