Sizler endazelere, ölçülere sığmayan zamanı ölçmek istersiniz.
Davranışlarınızı saatlere ve mevsimlere göre ayarlamak, ruhunuzun seyrini yine bunlara göre belirlemek istersiniz.
Kıyısında oturup akışını seyrettiğiniz bir ırmak yapmak istersiniz zamanı.
Oysa içinizdeki zamansız boyut, hayatın zamanla sınırlı olmadığının farkındadır. Bilir ki dün, bugünün hatırasından, yarın da bugünün düşünden başka bir şey değildir.
öylece durdum ve hayretle baktım.
...
Tıpkı bir yabancı oğlan çocuğu gibi, hani sokakta topu
değil ama
kendisi yakalanan, başkalarının birbirleriyle onca
oynadıklarından
hiçbirini oynamasına izin verilmeyen bir çocuğun durup
başka yere
-nereye?- bakması gibi, durdum ve ansızın,
anladım ki, sendin benimle oynayan, ey yetişkin gece,
ve o zaman hayretle baktım sana.
İnsan bünyesinin bir limiti olduğu ve bu limitin aşılması durumunda insanların çoğunun uygarlığın talepleri karşısında ezildiği tecrübeyle sabittir. Dolayısıyla, bünyelerini zorlayıp daha yüksek standartlara ulaşmak isteyen kişilerin nevroza yakalanma ihtimalleri çok çok daha yüksektir. Bu durumda, bu kişilerin mükemmeliyetçilikten vazgeçip daha az "mükemmel" olmaya çalışmaları kendileri için daha hayırlı olacaktır.