Kitabın her bölümü beni ayrı ayrı etkiledi
Kitabı herkese tavsiye ediyorum
kitabın içinden çok beğendiğim, tekrar tekrar okumak istediğim bazı kesitleri not alıyorum
*Unutma, yapmak ahlaklılıkla ilgili bir şeydir, olmak da imanla ilgili. Güven, sessizlik maneviyatla ilgilidir. En iyisi güvenmek, sessiz olmak, aşkla, umutla, sabırla beklemektir. Bu, manevi ilişkidir. Eğer bu mümkün değilse o zaman sor, “Ne olmalıyım?” diye. Bu, iman ilişkisidir. En düşük olan, üçüncü derecede olan da, ne yapmalı, ne yapmamalı diye sormaktır. Bu ahlaki bir sorudur. Neyin
doğru, neyin yanlış olduğu ve neyin erdem neyin günah olduğu da en sıradan sorulardır. Unutma, ahlaklılık, iman değildir. Her ne kadar maneviyat imanı ve ahlaklılığı içerse de, iman maneviyat değildir. Ahlaklılık, imanı ve maneviyatı kapsayamaz. Bu yüzden imanı olmayan birisi ahlaklı olabilir; bunda bir sorun yoktur. Aslında imanı olmayan kişi, sözde imanlı olandan daha ahlaklıdır. İmanı olmayan kişi ahlaklı olabilir, ateist ahlaklı olabilir -Tanrı ‘ya inanmayan, ölümden
sonraki yaşama inanmayan biri. O ahlaklı olabilir çünkü ahlaklılık, sadece insanlarla uyum içinde yaşamanın bir yoludur. O hesaplanmış bir adımdır;
yalnızca işlevseldir. Başka bir hakikate sahip değildir. O yüzden, ne kadar toplum varsa, o kadar ahlaklılık vardır. Hindistan’da ahlaklı olan birşey İran’da ahlaklı olmayabilir. Veya bir Hindu’ya göre ahlaklı olan birşey bir Hristiyan’a göre ahlaklı
olmayabilir ki Hristiyan aynı mahallede de yaşıyor olabilir. Ahlaklılığa toplum karar verir. Toplum ahlaklılık hakkında kesin bir gerçekliğe sahip değildir. Bu
tamamen keyfidir. Gereklidir çünkü insan yalnız yaşamaz, insan pek çok başka insanla birlikte yaşar. Pek çok insanla birlikte yaşıyorsan bazı kural ve düzenlemeler gerekir fakat bu kurallar ve