Tek bir anlamlı bütün -bir kişi- olarak, tek bir yerde duramayız bir türlü-çeşitli parçalara bölünmüş, bazen dağınık, bazen toparlanarak, ama hep yeniden dağılarak, birkaç koldan ilerlemeğe çalışırız.
Tek bir yön tutturamamış olmanın acısını çekeriz hep, ama, aslında, o 'tek' yön, olsaydı - bulunsa, bulunabilseydi - sonumuz olurdu.
İnançlı olmak cesur olmayı, tehlikeye atılabilmeyi, acı ve düş kırıklığına hazırlıklı olabilmeyi gerektirir. Emniyet ve güvenliği yaşamın birinci koşulu sayanlar inançlı olamaz.
Kendini koruma sistemleri içine hapseden, mal mülk edinmenin emniyet olduğunu sanan kişi kendini bir tutukluya dönüştürür.
Sevilmek yada sevmek, çok önemli bazı değerleri düşünmek ve bu değerler için herşeye son verecek adımı atmak için cesaret gerektirir.