Atom-altı parçacıklar gibi bizlerin de soyutlanmış bireyler olarak bir varlığımız olamaz, ancak aramızdaki bağların içinde varolabilir, fark edilebilir, kendimizi fark edebiliriz. Doğayla olan bağımızı çoğumuz yitirmiş olduğundan, geriye sadece birbirimizle olan bağlar kalıyor ve bu zor bir durum, çünkü doğadan kopmuşluğun yalnızlığını karşılamaya yetmiyor. Üstelik doğaya karşı saygılı davranmamış insanın, birbirinin varlığına nasıl saygılı olabileceğini anlamak da kolay değil; nice uygarlıkların yok edilmiş ya da sırf kendinden farklı olduğu için aşağılanmış olduğu düşünüldüğünde. İnsanlık olarak gelinen aşamada, yalnızlığımızı birbirimizle giderme ihtiyacımız, aramızda bağ oluşturmak ve o bağa bir şeyler katmak yerine, birbirimize her zamankinden daha çok benmerkezci beklentiler yüklemeye başladığından bu yana kendimizi, birbirimize daha da yabancılaşmamıza neden olan girdapların içinde savrulur halde bulmaya başladık.