Mükemmel Değil, 'Yeterince İyi' Bir Anne Olmak”
10/10
·200 syf.··
2026 62. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2026 00:31
Şeyma Çekici’nin Mükemmel Annelik kitabını okurken en çok etkilendiğim şey, yazarın okurla kurduğu o samimi bağ oldu. Bilgi aktarırken sizi sıkmayan, aksine bir dost gibi eşlik eden nadir üsluplardan…. Kitap, annelerin kendilerine yükledikleri o ağır "mükemmellik" misyonunu nazikçe sorgulatıyor. İçindeki anekdotlar şaşırtıcı, ders çıkarılacak kısımlar ise oldukça kıymetli…Eğer annelik serüveninizde kendinizi sıkışmış hissediyorsanız, bu kitap size iyi gelecek bir mola alanı diyebilirim…
Mükemmel Annenin El KitabıŞeyma Çekici · Cezve Kitap · 2019175 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2026 11. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2026 00:33
Bu kitap acele etmiyor; tıpkı anlattığı o küçük, rüzgarlı İrlanda köyü gibi kendi ritminde, yavaş yavaş akıyor. ​Hikayenin merkezinde Cal Hooper var. Chicago’da yirmi yıl boyunca cinayet masasında çalışmış, hayatın en karanlık yüzünü görmüş, evliliği bitmiş ve ruhu yorulmuş eski bir polis. Cal, her şeyi arkasında bırakıp İrlanda’nın ücra bir köşesinde, eski bir evi tamir ederek kendine sakin bir hayat kurmak istiyor. Sadece huzur, doğa ve yalnızlık arıyor. Ama hayatın planları her zaman bizimkilerle uyuşmuyor. Köyden Trey adında, içine kapanık bir çocuk bir gün kapısını çalıp kaybolan abisini bulmasını isteyince, Cal o çoktan gömdüğünü sandığı polislik refleksleriyle ve kaçtığı o karanlıkla yeniden yüz yüze geliyor. ​Kitabın en güzel tarafı, hikayeden ziyade bıraktığı o his. Yazar, İrlanda’nın o puslu, yeşil ama bir o kadar da tekinsiz doğasını öyle bir anlatıyor ki, okurken pencerenizin dışından soğuk bir rüzgar esiyor ya da burnunuza yağmur sonrası toprak kokusu geliyor gibi hissediyorsunuz. Cal’in o eski evi adam etme çabası, sabahları kendine kahve koyup doğayı izlemesi, kasabanın barındaki insanlarla kurduğu o mesafeli ama meraklı ilişkiler o kadar samimi işlenmiş ki, kendinizi bir dedektiflik hikayesinden ziyade bir insanın kendini iyileştirme çabasını izlerken buluyorsunuz. ​İz Sürücü, bir "katil kim?" kitabından çok daha fazlası. Aslında bir aidiyet, güven ve geçmişle hesaplaşma hikayesi. Taşranın o dışarıdan çok sıcak ve samimi görünen ama içine girildiğinde herkesin birbirinin her şeyini bildiği ve sırları saklamak için duvarlar ördüğü o boğucu atmosfer çok iyi yansıtılmış. İnsanların "yabancı" olana bakışı, dostça gülümsemelerin ardındaki o tetikte olma hali insanı sürekli bir teyakkuzda tutuyor. ​Eğer elinize alıp bir çırpıda bitireceğiniz,
İnceleme
İz SürücüTana French · İthaki Yayınları · 2022102 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 17:15
Uyanan Güzel - Jale Sancak'ın kalemiyle hayat bulan bu eser, sadece bir roman değil, aynı zamanda ruhun derinliklerine yapılan bir yolculuk. Atilla İlhan Roman Ödülü'nü (2018) hak etmiş olması hiç şaşırtıcı değil, çünkü Jale Sancak'ın dili o kadar akıcı ve samimi ki, sayfalar arasında kaybolmamak imkansız. Vahide... Onunla tanıştığım andan itibaren, adeta onunla birlikte nefes aldım. Yazarın üslubu, okuyucuyu Vahide'nin duygularının merkezine taşıyor; onun mutluluğunu hissediyor, üzüntüsünü derinden yaşıyorsunuz. Sanki Vahide, tanıdığınız bir arkadaşınız gibi, onunla empati kurmak ve hikayesine ortak olmak kaçınılmaz hale geliyor. Roman, dönemin güncel siyasi olaylarının insanların yaşamlarına yansımalarını ustalıkla işliyor. Bu olayların, karakterlerin kaderleri üzerindeki etkilerini okurken, sadece bir hikaye değil, aynı zamanda toplumsal bir hafızayı da deneyimliyorsunuz. Bu yönüyle kitap, hem kişisel bir hikaye hem de dönemsel bir tanıklık sunuyor. Keyifle okuduğum, bitirdikten sonra bile aklımda yer eden bu eser, kalbimde özel bir yer edindi. Eğer siz de sürükleyici bir hikaye, derinlemesine karakter analizleri ve ustalıkla işlenmiş bir dil arıyorsanız, Uyanan Güzel'i mutlaka okumanızı tavsiye ederim.
1000Kitap
Uyanan GüzelJale Sancak · Sia Kitap · 2026211 okunma
10/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
Bazı kitaplar vardır; bittiğinde kapağını kapatırsınız ama anlattıkları uzun süre sizinle kalır. Anlaşılmak Şifadır benim için tam da böyle bir kitaptı. Gülseren Budayıcıoğlu'nun danışan hikâyelerini anlattığı kitaplarını yıllardır severek okuyorum. O hikâyelerde insan ruhunun ne kadar derin, karmaşık ve bir o kadar da kırılgan olduğunu her defasında yeniden görmüştüm. Bu kez ise danışanlarının değil, Gülseren Hanım'ın dünyasına misafir oldum. Mert İnan'ın gerçekleştirdiği bu söyleşide; çocukluğundan gençlik yıllarına, meslek hayatından özel yaşamına kadar uzanan yaşam yolculuğunu okurken samimi bir sohbeti dinliyormuş gibi hissettim. Sayfalar ilerledikçe yalnızca onun hayatına değil, insan ruhunun en görünmez köşelerine de bir yolculuk yaptım. Çocukluğun bıraktığı izlerden ilişkilerde taşıdığımız yaralara, aşkın karmaşık dünyasından değersizlik duygusuna, depresyondan mutluluğun peşindeki arayışımıza, kadına şiddetten dijital çağın yalnızlıklarına kadar hayatın içinden pek çok konuya değiniliyor. Üstelik bunu akademik bir dille değil; sanki karşılıklı kahve içiyormuşsunuz da size içtenlikle hayatı anlatıyormuş gibi bir sıcaklıkla yapıyor. En sevdiğim yanı ise okura bir şeyler öğretmeye çalışmamasıydı. Hayatı anlatıyor, insanı anlatıyor ve gerisini sizin kalbinize bırakıyor. Belki de bu yüzden okurken sık sık satırların altını çizdim. Çünkü bazı cümleler yalnızca okunmuyor; insanın içine yerleşiyor, düşüncelerine karışıyor ve uzun süre orada kalıyor. Bazen kendime döndüm, bazen geçmişime. Bazen de çevremdeki insanları, onların kırgınlıklarını ve sessizliklerini daha iyi anlamaya çalıştım. Kitabı bitirdiğimde elimde yalnızca psikolojiye dair bilgiler değil, kendime dair küçük farkındalıklar da vardı. Ve bir kez daha anladım ki insanın en büyük ihtiyacı kusursuz olmak
Anlaşılmak ŞifadırGülseren Budayıcıoğlu · Doğan Kitap · 202642 okunma
bayaaa uzun bir yorum oldu zkdjsm
8/10
·320 syf.·
2026 105. kitabı
Yazarın ilk romanı olmasına rağmen kurgunun işlenişi, karakterlerin dinamizmi ve o akıcı anlatımı beni gerçekten yakalamayı başardı. Alice ve Henry arasındaki o tatlı çekim, ilk başta birbirlerinden nefret ediyor gibi görünseler de aralarında filizlenen o samimi bağ içimi sıcacık yaptı. ​Hikayeye değinecek olursak; prestijli Airington Lisesi'nde son sınıfta okuyan Alice, okulun tek burslu öğrencisi. Zengin ve elit ailelerin çocuklarının gittiği bu okulda alt sınıftan birinin barınması neredeyse imkansızken, Alice zekası ve çalışkanlığıyla okul birinciliğini kimseye kaptırmıyor. Tabii bir de onun bu birinciliğini her sene paylaşmak zorunda kaldığı akademik rakibi Henry Li var. İkisi de inanılmaz rekabetçi ve mükemmeliyetçi. Alice tam bir bilgi makinesi; hatta dürüst olmak gerekirse onun bu aşırı uçlardaki hatasız olma çabasını kendime çok yakın buldum ve karakteri bu yüzden ayrı bir sevdim. ​Her şey yolunda giderken Alice, ailesinin artık okul masraflarını karşılayamayacağını öğreniyor. Hayatı tepetaklak olmuşken aniden görünmez olmaya başlıyor. Ve işin en tuhafı, etrafındaki herkes onu tanıyıp popülaritesini bilirken, başı sıkıştığında bu durumu anlatabileceği tek bir yakın arkadaşı bile yok. O da çaresizce bu sırrını paylaşmak için nefret ettiği rakibi Henry’nin yanına gidiyor. ​Açıkçası Henry'nin ve çevredekilerin bu fantastik durumu bu kadar çabuk kabullenmesi ve sakin kalması bana biraz gerçek dışı geldi. Ben olsam kesinlikle çok daha büyük bir şok yaşardım. Neyse, kurgunun büyüsünü bozmamak için buraya çok takılmıyorum. Alice ve Henry bu gizemi nakde çevirmek için birlikte "Pekin Hayaleti" adında gizli bir uygulama başlatıyorlar. Alice, öğrencilerin gizli isteklerini takip ederek ciddi bir para kazanmaya başlıyor. ​**Genelde bu tarz lise kurgularında çok
1000Kitap
Eğer Beni GörebilseydinizAnn Liang · Olimpos Yayınları · 2023641 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2026 31. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 17:05
Kitap aslında kötü arkadaşlar üzerine değil, değişen arkadaşlıklar üzerine. Yazar arkadaşlığı ahlaki kategorilere ayırmıyor; “iyi arkadaş / kötü arkadaş” demek yerine hayatların değiştiğini, insanların değiştiğini, şehirlerin, sorumlulukların, önceliklerin değiştiğini ve arkadaşlıkların da bununla birlikte dönüştüğünü söylüyor. Kimisi bu değişime ayak uyduruyor, kimisi uyduramıyor. Özellikle yazarın kendi arkadaşlık deneyimlerini bu kadar şeffaf şekilde anlatması, kişisel bir yerden konuşması bana samimi geldi. Ama sanırım benim beklentim biraz farklıydı. Alt başlığında “kadın arkadaşlığının yüzyılı” gibi bir vaat görünce daha tarihsel, daha teorik, belki arkadaşlığın dönüşümünü kültürel ve toplumsal olarak da tartışan bir metin bekledim. O yüzden yer yer “biraz daha derine mi inseydik” hissi oluştu. Yani eğer alt başlığa bakarak sosyolojik ve kültürel bir inceleme metni bekliyorsanız öyle değil. Diğer bir eleştirim, değişimi bu kadar merkeze alınca bazen gerçek kötülük görünmezleşiyor gibi hissettim. Evet, bazı arkadaşlıklar sadece dönüşür ve biter. Ama bazen de insanlar gerçekten kötü davranır: küçümseyebilir, ihmal edebilir, rekabet edebilir, zarar verebilir. Her kopuş sadece uyumsuzluk değildir. Yine de kitabın bıraktığı soru bence değerli: Bir arkadaşlığı bitiren şey gerçekten kötü olmak mı, yoksa artık aynı hayatın içinde yer bulamamak mı?
Kötü ArkadaşTiffany Watt Smith · Kolektif Kitap · 202555 okunma