Samire'nin Vedası
"Ah, kınalı kuzum... Bir cihan kafes işte... Geldin kondun. Kırıldı kanadın, yoruldun. Nefesim bitti, gözünü yumdun. Hepsi bu!"
Sayfa 322·Kitabı okudu
Hayata Dair
İncil ve Tevrat'ın bütün nüshalarına tahrif girmiştir. Samire tevrat'ı ve Hz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'den önce mevcut olan barnaba incili dışında bütün Tevrat ve İncil nüshalarından Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ismini açık ve net bir şekilde ifade eden yerler çıkarılmıştır. Kilis'e miladi 325 yılında mevcut olan barnaba incilinin kullanılmasını yasakladı. Ölüdeniz bölgesi'nde yeni bulunan yazılı levhalar barnaba incil'inde Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin isminin bulunduğu teyit edilmektedir. Barnaba incilinde peygamber olan Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin ismini açık bir şekilde ifade eden ibareler bulunmaktadır. Örneğin barnaba incilinin 41 ishasında şu ifadede yer almaktadır: Allah gizlendi ve Melek Mikail her ikisini firdevs'ten kovdu Adem dönüp bakınca kapının üstüne la ilahe illallah Muhammeden Resulullah yazılı olduğunu gördü.
Sayfa 84
Din
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Küçük avuçlarını açtılar; yeşil kınaları buladılar. Ayaklarını sardılar çaputlarla sıkı sıkı... Ellerini sardılar çaputlarla sıkı sıkı... Kırmızı kuşakla belini bağladılar sıkı sıkı... Sıkı sıkı bağladılar Samire'nin bütün hayatını. Bağladılar çocukluğunu...
Sayfa 168·Kitabı okudu
"Yaşar..." dedi Samire. "Efendim?" "Ben bu kadar acıyı nereye koyacağım?"
Sayfa 227 - Artemis Yayınları·Kitabı okudu
Kanuni'nin Kılıcıyla Odun Yarmak
Naciye Sultan'ın iki erkek kardeşi vardı: İki yaş büyük ağabeyi Abdülhalim Efendi, Paris'te 1926'da büyük maddi sıkıntılar içerisinde vefat etti. Lübnan'a yerleşmiş olan Şerafeddin Efendi de hayattan 1966'da ayrıldı... İttihad ve Terakki'nin şiddetli muhaliflerinden olan, sonradan Ankara Meclisi'ne karşı çıktığı için 150'likler listesine alınan, bu yüzden senelerce sürgünde yaşamak zorunda kalan bir zamanların meşhur ve çok önemli gazetecisi Ref'i Cevad Ulunay'ın, gazete koleksiyonlarının sararmış sayfalarında unutulmuş hüzünlü bir yazısı vardır... Ulunay, bu yazıda Naciye Sultan'ın ağabeyi Abdülhalim Efendi'nin Paris'te hayatını yokluk içerisinde idameye çalıştığı fakir evinde şahit olduğu ibret verici, hatta göz yaşartıcı bir hatırasını nakleder. Ref'i Cevad Ulunay'ın, Milliyet'teki köşesinde 3 Şubat 1959'da "Kanuni'nin Kılıncı" başlığı ile yayınlanan yazısı, şöyle: "...Dünkü gazetelerden birinde Topkapı Sarayı müzesinde on altıncı asrın hususiyetlerini canlandırmak üzere bizim "Kanuni", garblıların "Muhteşem" unvanını verdikleri Sultan Süleyman devrine ait bazı parçalardan mürekkep bir sergi açıldığını okudum. Bu sergide Osmanlı devletinin bu "güneş hükümdarına" ait bazı eşya da teşhir edilmekte ve bu meyanda iki murassa kılınç da bulunuyormuş. Fakat ben Kanuni'nin kılıncını bundan hayli sene evvel Paris'te görmüştüm. Bir müzede mi? Hayır. Bir eski eserler meraklısının kolleksiyonunda mı? Hayır. Bir antikacı dükkanında mı? Yine hayır. Ben imparatorluğu kuran, hem büyük asker, hem şair, hem cihangir, hem kanuni olan bu hükümdarın, önünde kralların boyun eğdiği kılıncını Paris'te Port Sen Klu'da fakir denilecek kadar mütevazı bir odada gördüm. Bu odada Enver Paşa'nın kayınbiraderi sabık hanedan azasından Prens Abdülhalim Efendi'nin refikaları
Sayfa 397·Kitabı okudu
Alıntı
“Yaşar…” dedi Samire. “Efendim?” “Ben bu kadar acıyı nereye koyacağım?”
Sayfa 227·Kitabı okudu