Samet

"Sizi o (toprak)tan yarattık, yine oraya döndüreceğiz ve sizi (mahşerde) bir kez daha ondan çıkaracağız!" Bu hakikat gösteriyor ki, insanın bedeni, dünyada yaşadığı safhalarla ve kendi zati durumuyla fâniliğe mahkûmdur. Aslolan ve ebedi olan rûh-i sultânidir ki, cennet-cehennem, saâdet veya şekâvet yolculuğu bununla olacaktır. Hazret-i Mevlânâ der ki: "Bedenine yağlı ballı şeyleri az ver. Çünkü tenini besleyen, nefsâni arzulara düşüyor ve sonunda rezil olup gidiyor." "Ruha mânevi gıdâlar ver. Olgun düşünüş, ince anlayış ve ruhi gıdalar sun da, gideceği yere; ukba alemine güçlü, kuvvetli gitsin!"
Sayfa 64·Kitabı okudu
İnsan ve Hayat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hilafet, vekâlet gibi asâletin mukâbili olarak başkasına niyabet etmek, yani az veya çok onun yerini tutarak onu temsil etmek demektir. Burada halife, vekil mânâsında olup, Allâh'ın iradesini yeryüzünde temsil eden, emir ve nehiylerini tatbik eden kimse demektir. Buna göre insan, Allâh'ın nûrunu tamamlamasına bir vâsıta ve vesîle olacaktır.
Sayfa 54·Kitabı okudu
İnsan ve Hayat
Nisa.60
Bakmaz mısın şu, hem sana hem de senden önce indirilene iman ettiklerini söyler gezer kimselere ki, onu tanımamakla emrolundukları halde, o tağuta (azgın şeytana) gidip muhakeme olmak istiyorlar? O şeytan da onları bir daha dönemeyecekleri kadar uzak bir sapıklığa düşürmek istiyor.
Din

Samet

, bir kitap okudu
Puan vermedi·255 syf.·
43 günde okudu
·
2025 14. kitabı
Sabahattin Ali
8.2/10 · 209,1bin okunma
İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuștum: Buna içimdeki șeytan diyordum; müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum. Halbuki ne șeytanı azizim, ne șeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması. İçimizdeki șeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu.. İçimizde șeytan yok.... İçimizde aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var.. Hiçbir şey üzerinde düşünmeye, hatta bir parçacık durmaya alışmayan gevşek beyinlerimizle kullanmaya lüzum görmeyerek nihayet zamanla kaybettiğimiz biçare irademizle hayatta dümensiz bir sandal gibi dört tarafa savruluyor ve devrildiğimiz zaman kabahati meçhul kuvvetlerde, insan iradesinin üstündeki tesirlerde arıyoruz.
Sayfa 250·Kitabı okudu
Alıntı