Bir Kadının Değil, Bir Sistemin İdamı
Puan vermedi·112 syf.·
2026 85. kitabı
Bu kitap bir hikâye değil. Bu, bir insanın sistematik şekilde parçalanışının kaydı. Sıfır Noktasındaki Kadın bana şunu net gösterdi: Bazı hayatlar “yaşanmış” bile denmeyecek kadar ağır. Çünkü yaşamak dediğin şey burada sadece nefes almak değil; sürekli aşağılanmak, sürekli itilmek, sürekli birilerinin elinde şekil almak. Ve en rahatsız edici kısmı şu: Kimse buna “anormal” demiyor. Kitapta Firdevs’in başına gelenler tek tek anlatılmıyor aslında; bir düzenin rutini gibi aktarılıyor. Ve bu rutin insanın sinirini bozan şey tam olarak bu. Çünkü şiddet bile sıradanlaştırılmış. Şu cümleyi okuyunca zaten her şey kopuyor: “Çalmanın günah olduğu besbelli değil miydi; ya adam öldürmek, bir kadının namusunu kirletmek, adaletsiz davranmak, bir insanoğlunu dövmek suç değil miydi?” Bak burası önemli: Kitap sana “kötü insanlar” hikâyesi anlatmıyor. Direkt şunu soruyor: Siz neyi suç sayıyorsunuz? Ve cevap çok net: Güçlü olanın yaptığı şey suç değil. Firdevs’in hayatı boyunca yaşadığı şey tam olarak bu çarpıklık. Bir kadın düşün: Doğduğu andan itibaren kimse ona “sen varsın” demiyor. Hep “sen birisin ama birine göre” diye yaşatılıyor. Ve sonra o kadın büyüyor. Ve sistem diyor ki: “Sorun sende.” Yok böyle bir şey. En sinir bozucu kısım şu: “Özgüvenim sarsılmaya başlamıştı; zor günler yaşıyordum… Onun yanında ben, yerlerde sürünen milyonlarca böcekten biriydim.” Bu sadece Firdevs’i anlatmıyor. Bu, bir insanın nasıl sistematik şekilde küçültüldüğünün özeti. Ve en korkunç tarafı şu: Bunu yapan tek bir kişi değil, bir toplum. Sonra şunu okuyorsun: “Her dakika önümden binlerce göz geçiyordu; fakat ben onlar için yoktum.” Bu artık bireysel acı değil. Bu direkt görünmezlik. Yaşıyorsun ama yoksun. Nefes alıyorsun ama kimse seni insan saymıyor.
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,3bin okunma
~Bu bir denemedir~
6/10
·656 syf.··
2026 34. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 09:05
Tam 14 gün sürdü. 14. Günün sabahı son otuz sayfayı da okudum, kitabı kenara koydum. Oh be! dedim, nihayet bitti. Steinbeck dedim, sana laflar hazırladım. Sevdiğim bir okuma grubu bu ay bu kitabı okuyor. Çok övüldü, bari ben de okuyayım dedim. Havalı da bir adı var hani, şöyle Saramago romanları ile yarışır cinsten. Aldım elime kitabı, 20 sayfa falan okudum, bi durdum, az buz değil 650 sayfa, yahu dedim sen bu yolu yürüyebilecek misin? Zaten sosyal medyada gezmekten sabır mabır kalmamış, dikkat yeteneği desen hak getire. Bak sıkılırsan bırakması da zor gelir, vicdan falan, yol yakınken geri dön. Kenara bıraktım kitabı. Ertesi gün, beni hangi güç iteledi hiç bilmiyorum, başladım yeniden okumaya, başlayış o başlayış. Böyle anlatınca elimden bırakmadan bir solukta okudum sanacaksınız muhtemelen, hoş 14 gün detayını çoktan verdim yukarıda da neyse, ama öyle olmadı. Yani başka türlü bir şey oldu, anlatayım. Bu kitabı okurken edebiyata dair bazı sorgulamalara giriştim. Son zamanlarda bir soru çalınıyor kulağıma; “eski kurgu eserleri hala okumak zorunda mıyız?” Bağışlayın, biraz tuhaf bir aktarım oldu ama kast edilen şu; okullarda bize ısrarla tavsiye edilen, çoğu 19. Yüzyıla ait klasiklerin hala aynı öneme sahip olup olmadıklarına dair bir sorgulama. Bu senenin başında Balzac’ın Albay Machbet’ini okurken bir anda şu soruyu sorarken bulmuştum kendimi; “Edebiyatta bugünün insanlığına açılan onlarca pencere varken ben iki yüz sene önce Paris’de bir hukuk bürosunda neler olduğunu bilmeli miyim? Bir kaç ay öncesine daha sarıyorum filmi ve Casterbridge Başkanı’nı okuduğum güne gidiyorum. Hatırladığım tek şey her sabah bir dizinin başına oturur gibi heyecanla kitabın başına oturup karısını ve çocuğunu bir panayırda satmış olan Michael Henchard’ın maceralarını okuduğumdu ve
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 201711,5bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·224 syf.··
2026 2. kitabı
Öncelikle bu kitabı okurken zihninizi ve gözünüzü 4 açmanız çok önemli çünkü verilen ipuçları ve infolar sizi aslında gerçekliğe bir o kadar yaklaştırıyor Agatha Christienın kalemini çok seven bir okuyucu olarak kitapta katili bulmak benim için hiç zor olmadı ama tabii bu durum herkes için farklı sonuçlar doğurabilir. Kitapta sizi içine çeken o atmosferden çıkmak istemeyecek ve sonunda neden bitti diye üzüleceksiniz naçizane fikrim bu benim. Burada yaşanan cinayetler sizi üzmesin çünkü okudukça her birinin sebebini anlayacaksınız. Son olarak okuyan kişiler ile uzun uzadıya üstünde tartışmak için konuşmak isterim “Biz ölümlüler yaşamla ölümü ayıran ince bir çizgi üzerinde yaşamaktayız.” “Günahlarından kaçamazsın, emin ol bulur seni.” “Gerçek korku, katilin kim olduğunu bilmemek değil; sıranın sana gelip gelmeyeceğini bilmektir.” “Ölümün gölgesi düştüğünde, insan ilk kez gerçekten yaşamayı düşündüğünü fark eder.”
Düşünce
On Küçük ZenciAgatha Christie · Altın Kitaplar · 201843,6bin okunma
İyi Kitap
9/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 04:38
Kitap dinlemeye dair önyargılarım vardı. Sonra bir vesileyle sesli kitap uygulamalarından birinden bir aylık üyelik aldım. Bu kitap dinlediğim ilk kitaptı. Beni yerden yere vurdu. Hem çok tanıdık, hem çok yabancı bir aile hikayesi… Her bir karaktere iç sesleriyle yer veriyor. Hepsi çok gerçek. Hayatımdaki insanlara benzerlikleriyle beni şaşkına çevirdiler. Sonra bir noktada karakterlerden birini kendime öyle yakın hissettim ki, bu ancak usta bir kalemde çıkmışsa hissedebildiğim bir duygu. Ayrıntılarla örülmüş, hem insanı merakta bırakan hem derinden etkileyen şekilde gelişen bir olay örgüsü var. Velhasıl bu kitap, sesli kitaba dair önyargımı da kırmıştır. Ne mutlu bana:) -Çiğdem karakteri sana çok başka bi gıcık oldum kızım, seni var ya gözüm görmesin.-
1000Kitap
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,3bin okunma
9/10
·100 syf.··
2026 43. kitabı
Hellloorriiii 🩶🩶 Hikâyemiz, Hasan'ın babasının evlerinin altındaki bodrum katını genişletmek istemesiyle başlar. Bu iş için Hasan'dan yardım etmesini ister. Hasan başta pek istekli değildir. Ancak babasını üzmek istemediği ve kazı işinin düşündüğünden daha kolay ilerlediğini fark ettiği için çalışmayı kabul eder. Toprak oldukça yumuşaktır. Hasan her kazma vurduğunda toprak kolayca açılır. Kazının ikinci gününde ise hayatlarını değiştirecek bir keşif yapar. Hasan kazarken bir anda kazması boşluğa denk gelir. Önündeki toprağı dikkatlice temizlediğinde gizemli bir tünel bulduğunu fark eder. Bunun ne olduğunu anlayamaz ve akşam babasının eve dönmesini bekler. Babası geldiğinde birlikte tüneli incelerler. Ancak ikisi de neyle karşı karşıya olduklarını çözemez. Hasan'ın babası durumdan şüphelenir ve yetkililere haber verir. Ertesi gün gelen uzmanlar incelemelere başlar. Yapılan araştırmalar sonucunda inanılmaz bir gerçek ortaya çıkar: Tünel, çok eski ve büyük bir yeraltı şehrine açılmaktadır. Bu keşif kısa sürede büyük yankı uyandırır. Yetkililer bölgeyi koruma altına alır. Hasan ve ailesi de evlerinin altında böylesine önemli bir tarihi yapı bulunduğu için başka bir yere taşınmak zorunda kalır. Fakat Hasan'ın merakı dinmez. Her gün okuldan sonra eski evinin önüne gider, çalışmaların nasıl ilerlediğini izler. Bir gün yine araştırmaları seyretmek için geldiğinde, yeraltı şehrinin girişinde çalışan yaşlı bir profesörle tanışır. Profesör, Hasan'ın bu şehri bulan kişi olduğunu öğrenince ona gülümser. "Sanırım sana anlatmam gereken bir hikâye var," der. Hasan bunun sıradan bir hikâye olduğunu düşünür. Ancak profesörün anlatacakları, yeraltı şehrinin yalnızca eski bir kalıntı olmadığını ve içinde yüzyıllardır saklanan büyük bir sırrın bulunduğunu ortaya çıkaracaktır...
Güzel Atlar ÜlkesiEkrem Okumuş · Mahlas Yayınları · 20263 okunma
Spoiler içerirr efendimm
9/10
·344 syf.··
2026 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 22:40
Hayat bizi hep bize iyi gelecek insanlarla karşılaştırsın diye dua ediyorum. Bu kitabı okuduktan sonra bir kere daha aynı duayı ettim. Adelaide bazı noktalardan beni çok korkutsan da, seni çok sevdim ve umudunu kaybetmeyen, hayatta olmayı seçen biri olduğun için seninle gurur duyuyorum. Olmayacağını bildiğin halde, gelmeyecek bir sevginin peşinde koşarken kendini heba etmek bir insanı nelerin kıyısına sürüklüyormuş çok iyi göstermiş oldu bu kitap. Rory…. Sana edecek tek bir sözüm bile yok. Allah belanı verir umarım. Artık bir noktadan sonra sinir seviyem o kadar arttı ki kitabın ortalarında zaten gözlerim seğiriyordu şu adamı okurken. Çok şükür kurtulabildik senden. En başından beri Adelaide’ın Bubs ile bir şekilde yollarının kesişeceğine olan inancım ve güvenin sağolsun kitabın sonunda bir gülümsedim. Ama her şeyden önce acı ile savaşan bir kadının sadece yeni aşk arayarak iyileşmesini değil de acısını kabullenip, terapi ve uzman yardımıyla, sonuna kadar destek çıkan arkadaşlarıyla bir arada kalarak toparlamasını okumak beni çok daha fazla mutlu etti. Zevkli ve sürükleyici bir okuma oldu benim için. (Dipnot: Eloise sana aşığım, dünyanın en güzel arkadaşı, eşi ve kadınısınnnn!! Keşke Rory’e iki tane patlatabilseydin)
AdelaideGenevieve Wheeler · Kairos Kitap · 20251,946 okunma