Loresi yine yapmış yapacağını<3
9/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 20:05
Öncelikle selamlarrrrrr!!! Spoiler içerir; Bugün sizlere "Bülbül Kapanı III" kitabının yorumu ile geldim. Bu kitaba başladığımdan itibaren Bülbülo'yu ne kadar özlediğimi farkettim. 7 ay önce ikinci kitabı bitirmiştim. Açıkçası beklentimin altında kalmıştı. Bu nedenle 7 aydır süreli erteledim. Ama 5 gün önce elim bu kitaba gitti ve dedim ki ben bu kitabı okuyacağım. Neyse, gelelim yoruma. Bence kitap akıcı değildi ama bazı yerleri akıcıydı. İlk 250 sayfa akmadı ama sonrası su gibi aktı. 5 günde bitirdim. Mafyatik bir askeri kurgu. Ana çifti de seviyorum ama Biricik ve Cihan ikilisine ayrı bir tutuldum, Aşırı tatlılar. Unutmadan söyleyeyim, şu uçurum sahnesinde bir şaştım kaldım. İçim parçalandı DA, bebek nasıl ölmedi?????? Cidden bir saçma geldi ama NEYSE. Onun dışında dediğim gibi gayet güzel bir kurgu. Ayrıca geldik son kitaba. İçimde bir hüzün var. Konusunu ilk kitapta olsam söylerdim ama şuan nerde başladığını ilk kitabı çok hatırlamıyorum. Üzgünüm. Son olarak diğer kitapların puanlarının yazayım, Bülbül Kapanı I → 7/10 Bülbül Kapanı II →7/10 Son kitabın incelemesinde görüşmek üzere !
1000Kitap
Bülbül Kapanı IIILoresima · Ephesus Yayınları · 20251,489 okunma
Müzikal Bir Filmin Fragmanı- Başrol Sensin
8/10
·160 syf.·
Beğendi
·
2025 22. kitabı
Ayşe Duman ne yaparsa yapsın, ruh-zihin-beden bütünlüğünde yapmaya özen gösteriyor. Beden tek başına cesettir. Ruh ona can olur. Zihinle anlam buluruz. Bu kitap da bu bütünlüğün muhteşem eseri. Ay'ın döngüleriyle kadının ruh-zihin-beden bütünlüğünde meydana gelen değişimleri ilişkilendirmiş olması da çok anlamlı. Kadının kendi bedenini tanıması, bir ay boyunca gerçekleşen ruh-zihin-beden değişimlerini anlamlandırmasının ne kadar önemli olduğunu bu kitap sayesinde bir kez daha anladım. Gelelim nedenlerine: Kitap gün gün meydana gelen değişimleri anlatmış. 28 günlük bir yolculuk yapıyoruz. Bu yolculuk ovulasyon dönemiyle başlıyor; luteal faz, premenstrual dönem, menstruasyonla devam ediyor ve proliferatif faz ile bitiyor demeyeceğim, menopoz dönemine kadar yenilenip hayat veriyor. Bahsi geçen dönemleri açıklamak, kitabı okurkenki heyecanı kaçıracağını düşündüğümden, bende bıraktığı his ve düşünceleri paylaşmak istiyorum. Kendimde fark ettiğim değişimlerin nedenlerini, cevaplarını bu kitapta buldum. Bende uyandırdığı bilinçle yaşamak günlük hayatımı o kadar güzelleştiriyor ki... Vücudumuzda meydana gelen senfoninin farkına varmak, cinsiyetimle daha da barışmama ve çokça şükretmeme vesile oldu. Ömür boyunca şükredeceğim inşallah. Özgürlük kisvesi altında ya da çeşitli dar kalıplara sokulan kadın, fark etmeden ruh-beden-zihin bütünlüğünden kopabiliyor. Ve bu kopukluk onun mutsuzluğunun temel sebebi. Aslında bu kitabı tüm genç kızlar, kadınlar okumalı bence. Ama en çok orta yaşa gelmiş ve mutsuzluğun nedenini anlamlandıramayan kadınların okumasını daha çok isterim. Çünkü birçok tabuyu yıkacak, yanlış kavramları düzelteceğine inanıyorum. Örneğin: Menstruasyon döngüsünün "hastalık" olarak adlandırılması günümüze kadar gelmiştir. Yazar bu kısmı o kadar güzel anlatıyor ki
Dolunayın Özgür KadınlarıAyşe Duman · Timaş Yayınları · 2022373 okunma
Reklam
4/10
·400 syf.··
2026 2. kitabı
Konusu: Beliz adındaki başkarakterin, Yekta ile yaşadığı üç yıllık yıkıcı ayrılığın ardından, tek başına bir bebekle hayata tutunma mücadelesini ve geçmişin sırlarıyla yüzleşmesini okuyoruz. Benim yorumum: Yazarın daha önce İzler Kalır serisini okuyup çok beğendiğimden bu seriye de bir şans vermek istedim ancak benim için hayal kırıklığıyla sonuçlandı. Kitabın yarısı Beliz'in "bebeğim de bebeğim" demesi ona gösterdiği sevgi ile geçiyordu. Gösterdiği sevgi sıkmadı, bunu sürekli ama sürekli yapması sıktı. Karakterler deseniz ergenlerden halliceydi. Mesela bebek olmasa ve yine lise kurgusu okusak çok absürt gelmezdi bu durum ama karakterler genç yetişkin olduğundan davranışları ergence geldi. Beliz'in Yektaya hamile haberini telefondan mesaj yoluyla vermesine, özellikle o yanıtları Yekta'nın attığına inanmasına şaştım kaldım. İlişkisi boyunca onu idare eden, alttan alan Yekta'ydı sonuçta. Bir de böylesine önemli bir haberi de telefondan vermezsin, küçük olsa neyse (Allahtan küçük değil). Benim kız kardeşim ile arkadaşım hiçbir şekilde birbirlerinden hazzetmezler ve benim kardeşim benim telefonumdan arkadaşımın kalbini kıracak bir şey yazsa hakaret etse arkadaşım o mesajları benim atmayacağımı bilir ve "tamam şimdi o telefonu ablana ver" diyecek kadar da zekidir ve beni iyi tanıyordur. Burda arkadaştan öte sevgili olan iki karakter okuyoruz ve Beliz'in Yektaya bu denli güvenmiyor olması da bu ilişkiyi toksik bir boyuta taşımıştı. Kurgunun yazım dili yerindeydi. Kendini tekrar eden sahneler de çok fazlaydı. Mesela Yekta kendini affettirmek için bir şey yaptığında Beliz'in kendi içindeki düşünceleri hep bi tekrar hâlindeydi. İkinci kitap için yazar zemini güzel kurmuş. İlerde çıtır-çerez bir kitap ararsam ikinci kitaba belki bir şans veririm.
Hüzün Kovan KuşuSude B. · Pukka Yayınları · 202597 okunma
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2026 22:44
Şiddetle öneriyorum okunmaya değer bir kitap ve sorgulayacağınız bir eser şahsen kitabın içindeki bilgilerin çokta hayali yazılmadığını düşünüyorum hele ki son zamanlar da gördüklerimizden sonra, bu yamyamlığın zaten asırlar öncesine dayandığını ve bunun bir çok kişilerce bilindiğini ve susturulmak için her şeyin yapıldığını basit bir olay ile anlatmış . Bu kitap nasıl yayınlandı ona bile şaştım açıkçası çünkü belli ki yazar veya olayı yaşayan gerçekse gerçekten sesini duyurmaya çalışmış
Duygu ve Düşünce
Canvermezler TekkesiSelim Nüzhet Gerçek · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025521 okunma
8/10
·102 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2026 12:02
"Son Kuşlar" birbirini takip etmeyen, ama kimi cümle içlerinde birbirine atıf yapan ondokuz öyküden oluşuyor. Artık Sait Faik Abasıyanık kalemini tanımaya başladım. "Kırlangıç Yuvasındaki Kadın" öyküsünde adını da vermiş. Geneli Ege kokuyor, balıkçıları, balıkları, ağları, martıları, kırlangıçları hissediyorsun. Ve tabi ki İstanbul'u, Adalar'ı... Ama hepsinin içinde biri var ki, beni inceden sarstı. "Korentli Bir Hikaye" 1952 Aralık tarihli bir öykü... " Ama yine uzaktan uzağa, onun dürüst bir memur olduğunu duyarak, sevdim. Aynı pantolonlar, aynı pardösü, aynı ayakkabılarla iki sene onu kardeşane seyrettim. Yalnız kravatını değiştirdi Gömleklerine de yarım kola yaptırıyordu. ... Nahiyede birdenbire tuhaf bir değişiklik oldu. Hemen hemen bir nahiyeye hücum! Yazın havası güzelmiş, arsaları ucuzmuş diye bir zevksizler akınıdır başladı. Bir yapı merakıdır aldı milleti. ... Nahiyeye gelince, gitgide, tiroid guddesi çok faal oğlan çocukları gibi biçimsiz bir şekilde uzuyor, büyüyordu. Zevksiz ama muhteşem villalar... ... Yapı sahipleri amma da inatçıydılar ha! Köyümün havasını değiştirmek için bahçe düzeltmek, arazi tesviye etmek bahanesiyle yırtınıp duruyorlardı. Kazılardan çıkan molozları denize döktürebilmek için paraları vardı... ... Çamların, zeytinlerin -o defne ve kocayemişler, naneler, devedikenleri, kartopları filan, adam yerine sayılmaz- bile birçoğu, yapılara zarar vermesin diye önce diplerine kireç kuyusu açılarak, buna mukavemet edince bin senelik dallar yer yer budanarak, yine canını muhafaza eder de kurumazsa üç beş gün kötü kötü, düşman düşman bakılarak ve bir gece gövdesine bir halat bağlanıp inim inim inletilerek, ne olursa olsun devrildi. Böylece birçok şeyler oldu... ... Ama nahiye müdürüne şaştım. Bileğinde altın kol saati ile, kısa ipek
Son KuşlarSait Faik Abasıyanık · Yapı Kredi Yayınları · 201017,1bin okunma
Puan vermedi·130 syf.··
2026 2. kitabı
Okuduğum onlarca başyapıt eserlere inceleme yazmayıp bu kitabı seçmemin kendimce haklı sebepleri var. Güzel bir eser fakat bu kelime ile sınırlı. Adaşım... Zehra eğerki var olmuş olsaydın sana derdim ki bir kere aldatan bir daha aldatır, çok çabalayarak birisinin seni sevmesini sağlayamazsın, korktuğun şeyler seni esir eder ve asıl olarak kendi hayatın bir başkasının uğruna yok edilecek kadar değersiz değil. Sırrıcemal ahh başkasına yar olmayanın sana yar olacağını sandın, kandın en sonunda da hayatını yaktın. Suphi tamamen nefsinin arzularının peşinden sürünüp giden bir insana dönüştün. Okurken her seferinde ne kadar aşağılık bir insana dönüşmene şaştım kaldım doğrusu. İnsan işte içindeki duyguları yönetemeyince düştükçe düşüyor. Dilerim ki bu tarz karakterler yalnızca kitap sayfaları arasında kalır. Gerçek dünyamızda yerleri olmaz. Kıskançlık, nefret, kin, intikam. Ve kitap biter...
ZehraNabizade Nazım · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202415,3bin okunma
Reklam
Reklam