Büyük komutanlar hep ilgimi çekti benim. Nasıl onca insanı ölüme gönderebildiklerine şaştım hep. Ve açık söyleyeyim daima bir hayranlık duydum onlara içten içe. Düşünsene, ne diyor: “Ben size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum.” Bu ne güç! Bu ne kendine inanç! Doğruyu yaptığına ne güven! Ancak Tanrı olduğuna inanırsa insan bu kadar emin olabilir kendinden. Ya da Tanrı‘nın isteğini yerine getirdiğine inanırsa. Evet ya, o zaman vicdanını kolayca askıya alabilir insan. Neden en büyük cinayetlerin din ya da başka ideolojiler uğruna işlendiğini görebiliyor musun? Hepimizin vicdani sorumluluğunu taşıyacak kadar vicdansız biri çıksın, bu yeter. Onun çekiciliği, bizi içimizdeki Tanrı‘ya karşı koruyan vicdanımızı askıya alabilecek güçte olduğumuzu göstermesinden gelir. Hepimiz onun peşinden gitmeye hazırızdır. Çünkü bizi durduran vicdani sorumluluğu yenecek kadar güçlü hissederiz kendimizi o biz içinde. Biz ben olur, ben de biz.
Gözyaşlarım sürerken bir yandan da kederin insanı gafil avlayan gücüne şaştım.
Sayfa 19·Kitabı okudu
Reklam
Şaştım, senin hançerin bu kadar mıydı varmadı yüreğime..
Sayfa 78·Kitabı okudu
Alıntı
"Katil benim diye bar bar bağırdım duruşmada, ama gerçek bir katil gibi duymadan kendimi. Gerçek katil nasıl olur, neler duyar hâlâ bilmiyorum. Ben katilmişim, işlediğim bir cinayetmiş. Benden çok uzak, inanılması güç bir öykünün tümcesi sanki bunlar. Bir düş bile değil. Düşler kişinin kendi gerçeğine ucundan bucağından yaklaşırlar çünkü. Bir adam öldürdüm, evet. Bilerek, isteyerek öldürdüm. Gene de katillik benim gerçeğimin içinde değil. Yaptığım işle ilgili olarak cinayet sözcüğünü işittiğimde duruşmada şaştım kaldım. Daha önceki soruşturmalar sırasında hep adamların yanlışlarını düzeltmeye çalışmıştım,"
Sayfa 93·Kitabı okudu
şaştım, senin hançerin bu kadar mıydı varmadı yüreğime
Sayfa 71·Kitabı okudu
"Eyvah, kimden kime şekva edeyim ben dahi şaştım!"
Sayfa 206
Alıntı
Reklam
Reklam