“Ey bir avuç topraktan ibaret olanlar! Cehennemim ve cennetim olmasaydı, bana kulluk etmeyecek miydiniz? Nurum ve ateşim olmasaydı, bana yönelmeyecek miydiniz?
Üzerinizde öyle büyük bir hakkım var ki, benden bir şey umarak ya da benden korkarak bana yönelmeyin! Ancak korku ve ümit olmasaydı, beni hatırlamazdınız. Oysa bana layığımca şükredip ibadet etmeniz gerekir.
Kullarıma söyle: Başkasına yönelmesinler de bana hakkıyla ibadet etsinler. De ki: Bizden başka her şeyi at; attıktan sonra da kır, parçala. Hepsini kırınca da onları yak. Küllerini de topla. Sonra o külleri saç..”
“Aşık ihtiyardı, şarap yıllanmış, aşksa taze.. Sevgili de oracıktaydı. Artık nasıl sabredilebilirdi ki? O ihtiyar tamamıyla harap oldu, hepten sarhoş oldu..”