Eski Türklerin geleneklerine göre, İslamiyet'ten çok önce, göklerdeki Tengri Ülgen'le karısı tabiat Umay Ene kavgaya tutuştuklarında gök gürler, öfkeyle bağırdıklarında şimşekler çakar ve Ülgen daha çok öfkelenip yeryüzüne ateşli oklar attığında yıldırımlar düşermiş. O zamanlar atalarımız ve ninelerimiz yıldırımın böyle
meydana geldiğine inanırmış. Bu sebeple yıldırım eğer mübarek kabul edilen bir kayın ağacına düşerse, onun parçalarının uğurlu olduğuna inanır, bu parçaları üstlerinde taşıyarak nazardan, kötü enerjilerden
korunduklarını düşünürlermiş. Bugün bu efsaneyi hiç bilmeden Anadolu köylerinde, farklı dinlerden, geleneklerden birçoğumuz hâlâ üzerimizde ağaç parçası taşırız. Çünkü zorbalar belki insanlara kendi hikâyelerini, belki adlarını unutturur ama hiçbir zorba, insanın kökünü silip, yok edemez.
"Üze tengri basmasar, asra yir telinmeser, ilingin, törüngün kim artatı?"
Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe, Senin ilini ve töreni kim bozabilir!