melîke

okul hayatı mı hayat okulu mu?
Puan vermedi·140 syf.··
Beğendi
·
2024 14. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2024 22:56
Belli bir sisteme oturmuş, köklü ve sabitleşmiş kuralları ile dünyanın okul evrenselliğini, çok çarpıcı ve ispat yüklü söylemleri ile tenkid ediyor yazar ivan ıllich. Dünyanın hemen hemen yer yerine sırayet etmiş ve artık belli bir düzene oturmuş okul kurumunu en ağır şekilde eleştiri yağmuruna tutuyor... Tabi bu söylemlerini çok gerçekçi bir dille kaleme alıyor. Söylediği ve arkasında durduğu cümlelerinin kanıtlara dayalı sözler olması, biz okurlar ve eğitim sektörünün ileri gelen öğretici kimseleri için önemli düsturlar..! okul kurumu, yazarın gözünde bir eğitim kurumu olmaktan çıkmış, baskıcı ve toplumun yapısını şekillendiren bir araç haline dönüşmüştür. Aslında günümüz eğitim sistemlerine baktığımızda bu söylemlerin hiçte boş lakırdı olmadığını, insanların eğitilirken köleleştiğini, sosyalleştirirken yalnızlaştığını görmek zor değil. Adeta bir mankurtlaştırma projesi desek bilmem mübalağa etmiş olur muyuz? Belli bir düzen içinde sabitleşmiş kuralları ile okul kurumu, insana kaşıkla verdiği öğretiyi kepçe ile alıyor ne yazık ki... yazarın yazdıkları gerçekten de gözardı edilmeyecek kadar önemli ve yerinde tespitler.. kitabın ilerleyen yerinde şöyle bir cümle geçiyor:"herkes nasıl yaşayacağını en iyi, okul dışında öğrenmektedir" bu cümle bana toplumumuzda hep söylenen bir deyişi hattırlattı.."hayat okulu" çevremizde ki kimselere eğitim hayatı ile ilgili bir soru yönelttiğimizde şayet okula hiç gitmemiş ya da yarıda bırakmış ise bize genellikle bu deyiş ile karşılık verirler: biz hayat okulundan mezunuz... aslında bakacak olursak bu söz, kitabın ne söylemek istediğini, bize vermek istediği mesajın ne olduğunu aşikare ediyor... zorunlu ve kuralcı bir eğitime tabii tutulmak; insanı sınırlandıran, onu özgürce düşünmekten alıkoyan bir rejim adeta.. bu rejimde
Felsefe-Düşünce
Okulsuz ToplumIvan Illich · Şule Yayınları · 20174,932 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
bismillahirrahmanirrahim
Puan vermedi·304 syf.··
2024 13. kitabı
okudukça insanın ufkunu, ufuk pencerelerini aralayan, farklı düşünmeye, ufak önemsiz gibi gördüğümüz şeylere tefekkür sahasından yaklaşmaya, yaratılan herşeye hikmet ve ayn-ür rıza gözüyle bakmaya yönelten risaleler, müslümanların her daim başucu kitabı olmaya ve cebinde yer etmeye muktedir eserlerdir hiç şüphesiz.. bu bağlamda haşir risalesi; kapsadığı konuları ve konularla ilişkili ayetlerini muazzam bir şekilde süzen ve ilmek ilmek üzerinde durup tevil eden bir kaleme sahip. insanoğlu esasında nerden gelip nereye gittiğini, öldükten sonra nereye gideceğini ve yaşayacağı olay mahalini birbir ayetler eşliğinde biz okurlara sunuyor... esasında diriliş ve halk oluşu, sonrasında ölüm ve haşrolunuş kavramları üzerinde detaylı bir çalışma da bulunuyor. Allâh ın biz kulları üzerinde ki etkisinde sık sık değiniyor. sadece kulları değil yarattığı herşeyin izleniminde olduğuna, durmadan bitirip tekrar başlattığı bir hayat deveranından ve bizlerin bu dolaşımın içinde dünyaya dalan durmadan unutan hiçbirşeyi özümseyemediğinden söz ediyor çokça. Allah'ın bizlere bahşettiği bu dünya hayatında, hiç durmadan bizi gözeten ve umursayan bir yaratıcıya karşı bizim tutumumuz nasıl? O na olan bir inancımız var mı?varsa bu ne derecede? O'nu ne kadar hatırlıyoruz ve ne kadar şükrediyoruz? O nu ne kadar seviyoruz yada ne kadar razıyız? tüm bu soruları bize yönelten ve kendimizi bir muhasebenin içinde bulmamıza neden olan bu kıymetli eser ; gerçekten daha şuurlu ve idrak sahibi olmaya yardımcı olan bir şaheser desem mübalağa etmiş olmam diyebilirim. O nun kudreti, ilmi, merhameti ve daha birçok vasfından bahsedildiği satırlarda, aslında insanın ne kadar aciz ve ona ne kadar da muhtaç oluşunu gözler önüne seriyor... insanlar, hayvanlar, bitkiler, doğa, hava, su, ateş, toprak, dağlar,
Din
Haşir RisalesiBediüzzaman Said Nursî · Söz Basım Yayın · 2009893 okunma
Bir Arınmanın İç Tezahürü
9/10
·139 syf.··
Beğendi
·
2024 7. kitabı
üstad sezai karakoç'un kaleme aldığı samanyolunda ziyafet adlı bu şaheser; oruç yazıları alt başlığında derlenmiş olup, büyük manaların birbiri ile harmanlandığı bir ramazan ayına övgü şöleni tadındadır. bir çırpıda bitirdiğim bu eser üstadın diriliş ve milliyet gazetesine vermiş olduğu demeçlerden, diriliş dergisine verdiği köşe yazılardın ve diğer kaleme aldığı eserlerinden alıp derlediği bir yazılar bütünüdür. tabi bu yazıların genel konusu ramazan ayının mahiyetini, önemini ve insanın bundaki yerini anlatan bir dizi çalışma... Genel itibariyle okurken insanı çok farklı bir yere endeksleyen, farklı tefekkür sahaları açan ve insanın iç ve dışta oluşan manevi mevfumlarını çok derinlemesine açıklamak ortaya sermek istemiş... bu yazıların tamamını bir ibadetle eşleştirmek istesek, bu tabiki Allahın bizlere farz kıldığı oruç ibadeti olur. oruç ibadetinin hikmetlerini o kadar farklı açılardan ele alımış ki, insanın vaybe ben aslında nasıl bir iş yapıyormuşum da haberim yokmuş dedirten ve hayretler içerisinde bırakan açılar... Aslında oruç tutan kimsenin nasıl hallere bürünüyor oluşundan, nasıl bir arınmanın içinde oluşundan ve daha nicelerini anlatan bu eser her Müslümanın kitaplığında olması gereken bir eser! Ramazan ayının esasında görünmeyen bir yüzü vardır. bu yüzünde insanın benliğini melekiyet mevkisine getirebiliyor fakat bundan bi haber tutulan oruçların aslında sadece mideyi belirli saatler aç bırakmak dışında pek bir işe yaramayan ve bu yüzüne takılı kalmaları, Müslümanların bilmedikleri, farkında olmadıkları bir hasletten öteye gidilememektedir. oruç ibadetinin bedenen sağladığı sağlığı aslında ruhi açıdan da sağlıyor oluşu çok az kimselerce biliniyor. daha doğrusu bunu doğru tatbik eden kimselerin az oluşu denilse daha yerinde olur. insanın en barizi mideyi aç
Din İslam
Samanyolunda ZiyafetSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 20254,585 okunma
Puan vermedi·415 syf.··
Beğendi
·
2024 5. kitabı
Bismillahhirrahmanirrahim. رَبِّ زِدْنٖي عِلْماً öncelikle eserin mektubat eserinin 19. mektup bölümünden iktibas edilerek yazıldığını ve bu bölümünde kendi içerisinde fırkaralara ayrıldığına açıklık getirerek başlamak isterim. eserin isminden de "Mu'cizat-ı Ahmediyye" anlaşılacağı üzere peygamber efendimizin(ص) mucizelerinden ve mucizeleri ile birlikte olağan durumlardan, şahıslardan ve hadiselerden bahsedilmektir. bu mucizeleri tek tek ve teferruatlıca ele almak elbette mümkün değil. zira sayfalarca anlatıp yazsak yetmeyecektir. ben nacizane anladığım ve özümsediğim kadarıyla anlatmaya, yazmaya çalışacağım. sürçü lisan edersek affola... muzice kelimesi anlam bakımından; akıl yoluyla açıklanamayan, bu yüzden de Tanrısal bir güç tarafından yaratıldığına inanılan doğaüstü olaylar silsilesine verilen addır. bu olaylar silsilesinin de kendi içerisinde bölümlere ayrıldığını belirtmek gerek. bununla birlikte eserde de peygamber efendimizin (ص) çeşitli nebatlarda mucizelerini görmek mümkün. bunların içerisinde insan hastalıkları, hayvan hastalıkları, ilim, büyü, geleceği görebilme, ölüyü diriltebilme, sakat ve mecnunları iyileştirebilme, rızkı arttırabilme.. kısacası tıp, siyaset, strateji,iktisat, ekonomi vb. her açıdan mucizelerinin anlatıldığı bu eser çok kiymetli bir yer edinmektedir. tabi bu mucizelerin yaşandığı zaman ve mekan ve dahi insanların anlattıkları üzere derlenmiş ve ilk evvel sahabeler üzerinden yaşanan vakıalara değinmiştir. bunlardan birkaçını ele alalım inşallah.. haber ettiği bir çok hadiseden birkaçı şöyledir: hz. Ali (r.a) ve muaviyenin ilerde cereyan edecek sıffın savaşını, hz Ebubekir ve hz. Ömer'in ondan sonra kalacaklarını, hz Ebubekir in az hz. Ömer in ise hilafette çok kalacağını, hz. aişe 'nın ıfk hadisesini, mekke nin fethini, hayber şam
Din
Mu'cizât-i Ahmediye RisalesiBediüzzaman Said Nursî · Söz Basım Yayın · 2009611 okunma
5/10
·120 syf.··
2023 15. kitabı
·
50 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2023 01:44
tahlile selam sabahla başlama hevesim mazide kaldığı içün direk konuya geçmek istiyorum... 'geçen zaman' şiir kitabını, bütün saadetler mümkündür sinema filmini izlediğimden bu yana epeydir arıyordum.. en son nadirkitapta buldum. büyük bir heves ve iştiyakla başladığım kitaba ne yazık ki küçük bir sıkkınlıkla bitiriverdim.. muhtevasını bilmeden yalnızca merakımı celbettiği için okumak istemiştim ama derlenmiş şiirlerin sadece birkaçını sevebildim. şiirlerin yırtılmayı bekleyen bir perdesi yoktu. serbest vezin üzerine yazılmış çok anlaşılır hiç zorluğu olmayan bir temaya sahipti. benim istediğim, okuduğumda kendimi içinde bulabilmeyi, verilen hissiyatı yaşayabilmeyi ummaktı. ama bilmiyorum nedense sevemedim işte..
Şiir
Geçen ZamanZiya Osman Saba · Varlık Yayınları · 194795 okunma