Giovanni Papini’nin Bitik Adam’ını okumak, bir insanın kendi gençliğiyle, bitmek bilmeyen hırslarıyla ve o "her şeyi bilme" arzusunun yarattığı boşlukla yüzleşmesine tanıklık etmek gibiydi.
Kitabı okurken Papini'nin o sivri ve samimi dili beni oldukça etkiledi. Gençliğin o dizginlenemez kibrini, dünyayı değiştirme tutkusunu ve sonunda gelinen o kaçınılmaz "tükenmişlik" hissini öyle dürüstçe anlatıyor ki; insan ister istemez kendi içindeki "bitmişlikleri" ve aslında hiçbir şey olmamanın getirdiği o tuhaf özgürlüğü sorguluyor.
Yazar, başarıyı değil, insanın kendi sınırlarıyla olan o sancılı tanışıklığını merkezine alıyor. Bitik Adam, aslında büyük iddialardan vazgeçip kendi sessizliğinde huzur bulmaya çalışan herkesin elinin altında olması gereken bir hesaplaşma metni.
Eğer modern insanın varoluş sancılarına, edebi bir dille ve büyük bir içtenlikle dokunmak isterseniz, bu esere mutlaka şans verin.
"Bitmiş olmanın, tükenmiş olmanın huzuru bu olsa gerek: Artık hiç kimseye bir şey kanıtlamak zorunda olmamanın, kendi hikayenizin son noktasını bizzat koyabilmenin o katıksız saadeti."
"İnsan en sonunda, hiçbir şey olmamayı, hiçbir şeyi temsil etmemeyi ve hiçbir şey iddia etmemeyi öğreniyor. Bu, hayatın son perdesinde oynanan en büyük oyun ve belki de en dürüst olanı."
"Ve şimdi, tüm o çığlıklarımdan, tüm o öfkeli kükremelerimden sonra, geriye kalan tek şey derin bir sessizlik. Sanki bütün bir hayat boyunca gürültü yapmamın tek sebebi, bu sessizliğin ne kadar mutlak olduğunu anlayabilmekmiş."