ama sanırım, gerçek şu ki, o sıralarda bizi birbirimizden ayırmaya çalışan güçlü gelgitler vardı ve ayrılığın tamamlanması için böyle bir şeyin olması gerekiyordu. bunu o sırada anlamış olsaydık -kim bilir?- belki birbirimize daha sıkı sarılırdık.
farkında mısınız bilmem, kimse kendi acısını bile duymuyor artık. kimse bir başkası için kederlenmiyor. birbirine ihtiyacı olanlar özenle uzak duruyor birbirinden.
ne yapacağımı sanıyorsun ki, tenin tenime bu kadar sinmişken; ömrüm azala azala akarken önümde; gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken… senin korkularını, benim inceliğimi doldurup yüreğime, bıraktığın boşluğu yonta yonta binlerce heykelini yapacağım.