Türk Edebiyatının İlk Korku Romanı ve Hicivle Buluşması
Puan vermedi·144 syf.··
2026 40. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 14:18
Romanı okurken ister istemez aklıma önce Süt Kardeşler filmi geldi. O efsane kadroyla hafızalara kazınmış filmi düşününce kitapta da benzer bir komedi ve eğlence havası bekledim. Eğer siz de filmi önce izleyip kitaba öyle geçtiyseniz hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Ama filmi bir kenara bırakıp romanı kendi bağlamında okumaya başladığınızda iş değişiyor. Hüseyin Rahmi romanın başında hurafelere inanmadığını ve bu tarz batıl inançları eleştirmek amacıyla yazdığını açıkça belirtiyor. Okurlarından gelen yoğun talep üzerine de “madem bu kadar istiyorsunuz” havasıyla kitabı kaleme almış. Romanın başındaki mektup bölümü benim için oldukça önemliydi. Yazarın batıl inançlara inanmadığını açıkça söylemesi ve bu tür hikâyelere mesafeli duruşu, aslında romanın niyetini baştan netleştiriyor. Hikâye ilerledikçe, özellikle Muhsine’nin perili köşke gittiği bölümlerde bende de “acaba gerçekten mi?” diye bir tedirginlik oluştu. Bu da bilinçaltımızdaki korku imgelerinden kaynaklanıyor. Ama Hüseyin Rahmi korkuyu büyütmek yerine hicivle dengeliyor. Yani amacı korkutmak değil, korkunun nasıl üretildiğini ve istismar edildiğini göstermek. Bu yüzden roman günümüz okuruna yer yer sade ve basit gelebiliyor. Karakterler tipik Hüseyin Rahmi tarzı (saf kız, paragöz kadın, yiğit delikanlı) ve olay örgüsü de oldukça doğrudan ilerliyor. Son bölümdeki çözüm ise bana açıkçası “Scooby-Doo” hissi verdi. Her şeyin mantıklı bir açıklaması çıkınca biraz öngörülebilir oluyor. Romanın en güçlü yanı batıl inanç ve hurafe eleştirisi. Cehalet, korku ve kandırılma üzerinden insanların nasıl kolayca yönetilebildiğini çok net anlatıyor. Bu tema bugün bile çok güncel olduğu için eser bence zamansız bir nitelik taşıyor. Kısaca Gulyabani, film beklentisiyle değil de kendi bağlamında okunduğunda anlam kazanan,
GulyabaniHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202518bin okunma
7/10
·416 syf.··
2026 25. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 13:56
Sherlock holmes u en son lise zamanında okumuştum ve baya bütün serilerine hakim sayılırım. O zamanlar aşırı beğeniyordum ama son dönemde agatha ablayı okuduktan sonra sherlock daha teorik ve hayalperest gelmeye başladı. Zaten olaylar kısa, 30 sayfalık, öykülerden oluşuyor. Agatha gibi bir olaya 1 kitap ayırmamışlar Agatha dan başka temel farkı ise sherlock her olayı inceliyor yeter ki gizemli olsun ve merak uyandırsın. Kayıp bir eşyadan, bir hizmetçi kadının endişesine kadar her şeyi araştırır. Agatha ise sürekli cînayetleri yazıyor. Yani bence en temel fark bu. Ve bundan dolayı ikisini kıyas etmek biraz saçma. Sherlock bir dedektif ama agatha ise daha çok cinayet masası gibi. Sherlock da illa mutlu son olacak diye bir şey yok. Okuyucuyu tatmin eden ufak bir şey verip, suçluyu yakalamayabiliyor veya bırakabiliyor. Ama olay aydınlatılıyor. Agatha da ise suçlu kesinlikle yakayı ele veriyor. Scooby doo gibi en son o kişinin maskesi düşüyor. Niye bu kıyası yaptığımı sorarsanız da kendim için yapıyorum. Ben eskiden sherlockçuydum ve agatha Arthur conan doyle gibi olamaz diyordum. Ama şimdi farkettim ki ikisi kıyas edilmemeli. Çünkü baya farklı noktaları var Sherlockun suç yelpazesi çok daha geniş, hatta çoğu zaman suç bile yok sadece gizem peşinden gidiyor. Ve genelde insanlar ayağına geliyor. Agatha da ise tek 1 konu var cinayet veya ölüm diyelim. Ve kişiler kendini olayın içinde buluyor. Bir dedektif yok mösyö poirot çakma sherlock denemesi agatha nın ama keşke hiç bulaşmasaydı. İkisinin de bambaşka tadı var biri diğerinden daha iyi diyemem ama dedektif olan her zaman sherlock olacak. Cinayet ve uzun tek 1 olay istiyorsanız da agatha okuyun.
Sherlock Holmes - Suç UyanıyorArthur Conan Doyle · Ren Kitap · 20203,680 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
8/10
·144 syf.··
2026 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2026 00:00
Periler, cinler, gulyabani ve bitmek bilmeyen doğaüstü varlıkların bir köşke musallat olması ve bu köşke yeni gelen hizmetçi Muhsine’nin şahit olduğu gizem ve gerilim dolu olaylar anlatılmaktadır. Karakterlerin başlarına gelen olaylar okuyucuda merak uyandırırken bunların gerçeklikle olan ilişkisi kitabın sonlarına doğru netleşir. Hurafeler yerine akıl ve mantık kullanılarak peri sandığımız bu varlıkların maskeleri, çizgi film Scooby Doo misali, tek tek düşer. :) Realist–gerçekçi bir anlayışa sahip olan Hüseyin Rahmi, hurafelere ve bâtıl inançlara karşıdır. Gulyabani adlı bu eserinde de bâtıl inançların, cahil insanları kandırmaktan başka bir işe yaramadığını vurgular. Eserde kandırılan taraf, köşkte yaşayan kadınlardır. Eğitimsiz bırakılmış bu kadınlar cehaleti temsil ederken; erkekler gücü ve sömürüyü temsil ederler. Erkekler kendi eğlenceleri ve çıkarları uğruna kadınların cehaletini kullanırlar ve onları akıllarından edecek düzeyde sömürürler. Kısacası romanda, cehaletin mağduru olan kadınların bir güç ve iktidar tarafından istismar edilmesi eleştirisi, merak uyandıran bir anlatımla sunulmaktadır.
GulyabaniHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202518bin okunma
9/10
·232 syf.··
2026 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2026 01:07
arkadaşlar yani net bi şekilde söyleyeyim 9 puanı hal ediyor şaşırtıcı şekilde 1 günde bitirdim kitabı garip yani hemde televizyonda scooby doo varken okumayı başardım demek ki gerçekten iyi yazılmış tebrikler gönül rahatlığıyla alabilirsiniz
Tuhaf ResimlerUketsu · Domingo Yayınları · 20251,878 okunma
6/10
·182 syf.··
2025 116. kitabı
Cadı, Hüseyin Rahmi'den okuduğum ikinci kitap oldu. İlki, Gulyabani olduğu ve iki kitap da aynı serinin(Garaib Faturası Külliyatı) kitapları olduğu için Cadı'nın nasıl ilerleyeceğini az çok tahmin etmiştim. Gerçekten de tahmin ettiğim şekilde ilerledi olaylar. Sadece, sonunda, gizemin arkasından hiç beklemediğim kişiler çıktı fakat beynimin bütün kapasitesiyle suçluyu bulmaya çalışsam da bulmam mümkün değilmiş zaten; suçlu kendi itirafını yapmak için ortalığa çıkana kadar kitapta ismi bile geçmemişti çünkü. Hüseyin Rahmi, merak unsurunu çok güzel kullanıyor bence. Dikkatle ipucu aramaya itiveriyor okurunu. Bu bakımdan çok beğeniyorum kendisini gerçekten. Özellikle Garaib Faturası Külliyatı için sanki bir Scooby-Doo bölümü izliyormuş gibi hissettiğimi söyleyebilirim. Tam olarak öyle bir macera bu seri. Diğer kitapları için şimdilik bir şey söyleyemem ama bu seri için "maskenin altından kim çıkacak" tarzı bir hikaye okuyacağınızı çıtlatmış olayım. Şimdi gelelim beğenmediğim kısımlara... H. R. Gürpınar'ın kitaplarına kadınları dahil etme şeklinden hiç mi hiç hoşlanmıyorum ben. Günümüz yazarlarından olsaydı yerden yere vururdum incelemelerimde kendisini, açıkça söyleyeyim. Kitapları hep çok keyifli ve ilgi çekici şekilde başlamasına rağmen sonlara geldiğimizde ikidir hayal kırıklığına uğratıyor beni. Kadınlar hakkında yazdıkları bir tarafa, bu kitapta, küçük bir çocuğa, ceza adı altında yapılan, akıl almaz işkence de bir hayli rahatsız etti beni. Okuduklarıma inanamadım resmen. Son olarak; Kitap sürekli diyaloglar üzerinden ilerlediği için biraz tiyatro oyunu havası vardı. Okuması kolaydı ama bazı uzun konuşmalar yüzünden sıkıcı hale geldiği yerler de vardı. Bir ara ciddi ciddi bir münazara izlemeye gittiğimi falan sandım hatta. İki karakter karşılıklı atıştı, durdu.
CadıHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20255,5bin okunma
6/10
·134 syf.··
2025 10. kitabı
Kitap korku komedi olarak geçiyor ikisini de tam alamadım ama kitap akıcı bir kitap insan merak ediyor ne olacağını açıkcası. Spoiler vermek gibi olasın okumadıysanız bu kısmı geçebilirsiniz Scooby doo türk versiyonu tadında bi kitap olmuş. Beğenmedim diyemem ama güzel bi kitap okudum sen de oku diyebileceğim bir kitap da olmadı. Kitapta aşkın bu kadar kolay ve anlık anlatılması da pek hoşuma gitmedi.
GulyabaniHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202518bin okunma