İnsanlar yıkıldıkları kadar yeniden kurulurlar. Sıkılması, yılması bedava; ama yapım-yıkım işi sonuna kadar böyle. En hakikatli şairler de yanılır bazen; yarım kalmaz hayatlar. Biten her hayat, tamamlanır. Üstü bir bahşiş etmez. Ömür aslında sondan başa doğru yazılan bir hikaye. Zaman yoktur, hatırlamak diye bir şey olmasa. İyi tarafı şu: Hayat, her ömür için sonsuz bir süre.
Kendini kabul etmek, özelliklerin ve eylemlerin her ne olursa olsun, kendini, varlığını ve hayatta olup, alabildiğine mutlu olma hakkını tam anlamıyla kabul etmek anlamına geliyor. Benlik saygısı, özgüven, kendine saygı göstermek anlamına gelmiyor. Tüm bu terimler, bir şeyi iyi yaptığın için ya da diğer insanlar senden hoşlandıkları için kendini kabul edebileceğini düşündürüyor. Kendini kabul etmek ise, hayatta olduğun ve kendini kabul etmeye karar verdiğin için kendini kabul etmek demektir. (Sadece var olduğun için değerlisin, herhangi bir başarı ya da belli özelliklere sahip biri olarak kendini değerli bulmak aynı zamanda akla yine bu sebeplerden dolayı 'değersiz' bulunabileceğini de getirir.)
"Duygusal rahatsızlık, genellikle sağlıklı bir onaylanma isteğini alıp onu sağlıksız bir talebe dönüştürmeye, sonra da o onayı almak için çalışmayı reddetmekten oluşur."
İnsanların, isteklerini ve arzularını, bunlar sanki birer gereksinim ve zorunlulukmuş gibi hayata geçirme eğiliminde olduklarını fark ediyoruz. İnsanlar, sıklıkla, kişisel amaçlarını ve beklentilerini, kendileri de dahil olmak üzere herkesin uyması gereken katı ve akla aykırı kurallar düzeyine yükseltiyorlar. Bundan sonra da biri kurallarını çiğnediğinde ya da işler istedikleri gibi gitmediğinde hemen rahatsız oluyorlar.
Kendi düşüncelerimi ifade etmeye başladığımda, karşı tarafın bundan rahatsızlık duyduğunu gördüm. Ve bana söylediklerinden sonra kendimi "suçlu" hissetmiştim. Aslında içimde bir yer suçlu hissetmemem gerektiğini de biliyordu. Fakat benim için değerli diğerlerinin düşüncelerini, söylemlerini içe almaya o kadar alışmıştım ki (bunu öğrenmiştim) 'evet sen şu an bunları söylediğin için berbat birisin' demekten kendimi alıkoyamıyordum. Bu yüzden de mutsuz olmayı hak ediyordum (!). Neyse ki değerli diğerlerinin içe aldığım düşüncelerini fark etmeye başladığımdan beri (bunlar bana ait değiller) daha iyi hissetmeye başladım.