…
Öyleyse elimizde kişinin toplam potansiyeli denebilecek benlik var. Bir de çocukluk döneminde yavaş yavaş belirip kendine dair nispeten sabit bir tasarım olarak ortaya çıkan ego var. O ego az çok onaylanana dek egonun kaldıramayacağı şeyler deneyimlemek çok tehlikelidir. Ego zedelenebilir ve o durumda egonun bilinçli gerçeklik üzerindeki hakimiyetini tamamen kaybedersiniz. O zaman da şizofrenik bir duruma girersiniz. Egonun da oyunda yer alması gerekir.
Kendinizi boy aynasında bir bütün olarak yalnızca onurunuzu savunmaya başlayıp sevinci başkalarıyla paylaştığınız zaman görebiliyorsunuz. Ve sevincin ne olduğunu, neden insanlık uğruna ve beraberce savaşılması gerektiğini bir tek o zaman anlıyorsunuz.
Sendeki sende kalacak. Kimse ile ilgili değildi, kimse ile ilgili olmayacak. Aşk onunla ilgili değildi, olmayacak. Yerine başkası gelecek, aşk hep sende olacak. Gelecek olana yer aç.
Bütün ilişkilerin "mallaştırıldığı" bir dünya burası. Networking yapıyor insanlar, daha sevmeden birinin "uygunluğunu" powerpoint sunumlarındaki maddeler gibi alt alta diziyor. Bazı sevgiler "Aman bizi aşağıya çekmesin" diye başlamadan bitiyor. Zarar-yarar hesabı kalp kaslarını devreden çıkarıyor, aman ne harika! Oysa sevmemek daha çok yorar insanı. Dikkatle bakıldığında...