Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Babam bilimin tanrının varlığını gösterdiğini düşünürdü, annem koyu bir ateist olarak onun bu düşüncesine gülümserdi. Benim aklıma böyle bir soru gelmiyordu bile. İkinci kuşak bir ateist olmanın faydası bu, her şey zaten absürt geliyor. Tanrı, en H aslından yaratıcılığın bir ürünü olarak , korkudan gelen bir buluş olarak kabul edilebilir.
“Sabır taşı çatladı.
Günüm geldi. Artık söyleyecek birkaç sözüm var tümünüze!
Eğer bir mektupla sesleniyorsam, bağışlayın beni.
Çünkü tümünü birbirinize benziyorsunuz.
Uçurumlar, uzaklıklar, denizler, akarsular ayırıyor bizi birbirimizden.
Ama gene de birbirimize ( bu kez ben de dahil) benziyoruz düşlerimizle, düşüşlerimizle.”
#hakkaridebirmevsim ya da O, bayıla bayıla okuduğum ve o yüzden hiç bitmesin istediğim 24 günde bitirdiğim kitap. #feridedgü ile tanışma kitabım. Ben neden bu kadar beklemişim okumak için bilmiyorum.
Çok benden bir kitap. Sanki benim için yazılmış. Her bir cümle her bir kelime benim için yazılmış. Sen de okuyunca aynı şeyi hissedeceksin.
Bir yalnızlık kitabı . Yalnızlık
, kendini arama , kim olduğunu anlayabilme ve herşeyi sorgulama kitabı.
Birgül gelir yazar Hakkari’nin 2000 metre yüksekliğindeki Pir köyüne öğretmen olarak sürülür. Halbu ki o ne anlar öğretmenlikten. Kendini bile tanımazken kültürünü bilmediği, dilini bilmediği insanları anlamaya çalışır. Tam da bu yüzden kendini KAZAZEDE olarak tanımlar. Ama bilmez nerede oldu bu kaza Hele ki tam bir deniz insanıyken birden dağ tepelerinde 🏔 bembeyaz karların içinde, çıplak ayakla yürümekten mosmor olmuş parmaklı, dilini anlamadığı, küçücük çocukların arasında bulunca kendini kafası iyice allak bullak olur. Lakin o köyün öğretmeni olur, doktoru olur, dostu olur.
ANSIMAK. İşte bu kelimeyi kattı Ferid Edgü dağarcığıma. Kitapta bol bol geçmekte #ansımak.
Öğretmenler ve öğretmen olmayanların farklı farklı yorumlaması ile karşılaştım sosyal medya da. İnsan olarak yorumlamak ve okumak daha da önemli bence. Manidar son bir alıntı daha yapayım:
“Ve siz büyük yazarlar, bağışlayın beni, ekmeğinizde gözüm yok, ne de ününüzde. Gerçekte beni aranıza almanızı bile istemiyorum. Benim geldiğim yer