1. "Doğru diye bir şey olup olmadığına inanmıyorum;' diyen birisine, "Bir iddia bile ortaya koymadın ki?" diye sorulabilir. Bu kişi bütün iddiaların yanlış olduğunu mu söylemek istiyordur? Sadece "Kar siyahtır"ın değil, ama aynı zamanda, "Kar beyazdır"ın da mı yanlış olduğunu öne sürüyordur? Bu kişi, ortaya atılan bütün iddiaların yanlış olduğunu, ya da kendisinin hiç doğmadığını, çocukluk yaşamadığını ya da hiç ailesi bulunmadığını veya şu anda hayatta olmadığını mı kastediyordur?
2. "Mutlak hiçbir doğru olmadığını kastediyorum:' "Mutlak" sözcüğü ifadeye tam olarak ne katıyor? "Karın beyaz olduğu doğrudur" ve "Karın beyaz olduğu mutlak olarak doğrudur;' arasındaki fark nedir? "Mutlak" sözcüğü, söylenişe belli bir vurgu katıyor, fakat iddianın anlamına da bir şey katıyor mudur? Ve bir kimse, "Söylediğin şey kesinlikle (mutlak olarak) yanlıştır"a itiraz ettiğinde, bunu, vurgu dışında, "Söylediğin şey yanlıştır" dan farklı kılan nedir? Her iki cümle de aynı durumu tanımlamıyor mudur?
3. "Tüm doğruluk görecedir:' "Mutlak” "görece"nin zıttıdır. Eğer bir kimse, "Bütün doğrular, görecedir," derse, bu ne anlama gelir? Neye göre görecedir? "Şimdi bir sandalyede oturuyorum:' Bu ifade nasıl görecedir? Ve böyle söylemek ne anlama gelir? Bir kimse şöyle diyebilir: "Masanın bir tarafında ben oturuyorsam ve sen de diğer tarafındaysan, sana göre vazo, masanın sağ tarafındadır, bana göreyse sol taraftadır." Vazonun nerede durduğu, kişinin pozisyonuna göredir:' "Sağ" ve "sol" hakikatte görece terimlerdir, ama doğruluk, onların ifade ettiği şey midir? Mary'nin oturduğu yerden bakıldığında vazo sağ taraftadır ve Jerry'nin oturduğu yerden ise (masanın karşı tarafında) vazo sol yandadır; şu halde, her iki önerme de tam olarak doğru değil midir? Ya da birisi diyebilir ki: "Eğer Kuzey'e