Balzac
Courtin'in 1826 tarihli ansiklopedik sözlüğündeki "Banyo" maddesi, 19. yüzyılın hemen başındaki yıkanma alışkanlıklarıyla bizimkilerin birbirinden ne kadar farklı olduğunu açığa vurur:
Sayfa 390 - Alfa Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Amerika'lı terör uzmanı Prof. Yonah Alexander
-PKK üzerine uzman bir kişisiniz, konuyla ilgili bir de araştırma raporunuz var. PKK'yı nasıl değerlendiriyorsunuz? Öncelikle PKK'nın bir terör örgütü olduğu kabul edilmeli. Bir
Prof. Yonah Alexander, 21.01.1996, Yeni Yüzyıl gazetesi.·Kitabı okuyor
Ben kitapçıları çok seviyorum. Hani depresif geldiğinde, ama toplum içine karışmak için kıyafetler giymeye mecaliniz de olmadığında, kitaplarla takılmak çok iyi bir seçenek. Çünkü kitaplar kilonuzla, mesleğinizle ya da ruh hâlinizle ilgilenmezler. Kaliteli şakalar yapmadığınızda, ilginç sohbet konuları açmadığınızda, hatta hiç konuşmadığınızda bile varlığınızdan sıkılmazlar. Bilakis, siz iyi zaman geçirin diye önceden hazırladıkları lafları vardır ama insanların aksine, bir an önce anlatmak için ısrar etmezler. Siz kendi canınız ne zaman isterse o zaman dinlersiniz onları. Canınız istemediğinde ise susup sizinle sessizlik içinde otururlar.
"1. Büyük aşkların ve büyük başarıların, büyük riskler içerdiğini unutmayın. 2. Kaybedebilirsiniz, mühim olan alınacak dersi kaybetmemektir. 3. Üç S'yi daima takip edin: -Kendine Saygı, -Başkalarına Saygı - Tüm eylem ve seçimleriniz için Sorumlulu. 4. İstediğinizi elde edememek bazen şansın ta kendisidir ya da başka şansı dogurur. 5. Kuralları çok iyi öğrenin böylece onları nasıl düzgün bir şekilde kıracağınızı bilirsiniz. 6. Küçük bir anlaşmazlığın harika bir arkadaşlığı zedelemesine izin vermeyin. 7. Bir hata yaptığınızı farkettiğinizde hemen düzeltmek için adımlar atın. 8. Her gün kendinizle baş başa, yalnız zaman geçirin. 9. Değişim için kollarınızı daima açın ama değerlerinizi hiç bırakmayın. 10. Bazı durumlarda sessizliğin en iyi seçenek olduğunu unutmayın. 11. İyi ve onurlu bir hayat yaşayın. Yaşlanıp geriye baktığınızda geçmişte olanlar iyi hisler bıraksın. 12. Evinizdeki sevgi ve huzur dolu bir atmosfer yaşamınızın temelidir. 13. Sevdiklerinizle anlaşmazlıklarda yalnızca mevcut durumla ilgilenin. Eski defterleri açmayı, geçmişi konuşmayı tercih etmeyin. 14. Bilginizi cömertçe paylaşın. Ölümsüzlüğe ulaşmanın bir yolu da bilgiyi paylaşmaktır. 15. Yeryüzüne, doğadaki her şeye karşı nazik olun. 16. Yılda en az bir kez daha önce hiç gitmediğiniz bir yere gidin. 17. En iyi ilişkinin, birbirinize olan sevginizin birbirinize olan ihtiyacınızın çok daha üzerinde olduğu ilişki olduğunu unutmayın. 18. Başarınızı değerlendirirken elde etmek için nelerden vazgeçmeniz gerektiğine,hangi bedelleri ödediğinize bakarak değerlendirin." Dala-i Lama
Sayfa 131 - Doğan Yayınları·Kitabı okudu
Tahnit üzerine
1896'da soğutmanın prensipleri bilinmesine biliniyordu ama soğutucuların kullanıma girmesi için bir 50 yıl daha geçmesi gerekecekti. Sıcak ülkelerde bir öldüğünde iki seçenek vardı: ölen ya gömülür veya yakılırdı. Ya da tahnit edilirdi. Tahnit yöntemleri 1867 yılına kadar arsenik gibi zehirli kimyasallar içeren özel çözeltilere veya alkole dayanıyordu, 1867'de ise Alman kimyager August Wilhelm von Hofmann formaldehiti keşfetti. Önceki yöntemlerin aksine, formaldehit dokuyu, cesede adeta canlı bir görünüm verecek denli iyi korunduğundan kısa sürede en çok tercih edilen yöntem oldu. Lenin, Mustafa Kemal Atatürk ve Galler prensesi Diana formaldehitle tahnit edildi. Günümüzde Gunther von Hagens'in geliştirdiği, adına plastinasyon denen Yeni bir teknik vardır. Plastinasyon, vücuttaki suyun ve lipitler gibi yağların boşaltılarak, bir vakum tekniği ile yerine silikon kauçuk ve epoksi reçine konmasına dayanır. Adı geçen malzeme her türlü boya yapıştırıcı ve esnek üründe kullanılan çok yönlü bir malzemedir ve tıpkı formaldehit gibi canlıya yakın bir görünüm sunar. Ayrıca kullanılan plastiklerin katılığı sayesinde cesetlere canlı pozisyonları verilebilir.
Sayfa 144 - Domingo·Kitabı okudu
Çünkü parmak bastığı şey, ele aldığımız sorunun can alıcı noktasıydı. Kişi daha havalı görünmeli; daha formda, güçlü, mutlu ve üretken olmalı; fazla yememeli, çok az da yememeli, düzenli egzersiz yapmalı, dinlenmeye vakit ayırmalı, arkadaşlarıyla görüşmeli, içkiyi fazla kaçırmamalı, hep çalışıp çabalamalı ve her fırsata evet demeli, kendine bakmalı, işine gücüne hakim olmalı, akıllı ve saygılı çocuklar yetiştirmelidir. Bunlar, kendimize karşı düzenli olarak ateşlediğimiz acil (ve çoğu zaman çelişkili) talimatlardır. Toplum da bunları ateşler. Onları Instagram profillerine, Kardashians bölümlerine, posterler ve reklam panolarına serpilmiş halde görebilirsiniz. Bu baskıları bir araya toplamak için elimizde mükemmeliyetçiliğin peşine düşmekten başka bir seçenek yoktur. Çünkü, mükemmeliyetçilik olmadan, toplumun kabul ve takdir ettiği biri haline nasıl gelebiliriz?