Çünkü parmak bastığı şey, ele aldığımız sorunun can alıcı noktasıydı. Kişi daha havalı görünmeli; daha formda, güçlü, mutlu ve üretken olmalı; fazla yememeli, çok az da yememeli, düzenli egzersiz yapmalı, dinlenmeye vakit ayırmalı, arkadaşlarıyla görüşmeli, içkiyi fazla kaçırmamalı, hep çalışıp çabalamalı ve her fırsata evet demeli, kendine bakmalı, işine gücüne hakim olmalı, akıllı ve saygılı çocuklar yetiştirmelidir. Bunlar, kendimize karşı düzenli olarak ateşlediğimiz acil (ve çoğu zaman çelişkili) talimatlardır. Toplum da bunları ateşler. Onları Instagram profillerine, Kardashians bölümlerine, posterler ve reklam panolarına serpilmiş halde görebilirsiniz.
Bu baskıları bir araya toplamak için elimizde mükemmeliyetçiliğin
peşine düşmekten başka bir seçenek yoktur. Çünkü, mükemmeliyetçilik olmadan, toplumun kabul ve takdir ettiği biri haline nasıl gelebiliriz?