seçil çilek

Yunanlılar için doğanın tanrısal olduğu apaçıktı. Hiçbir erken dönem Yunan cemaati, aynı zamanda "dinsel" ve "kültsel" bir birlik olarak kavranmadıkça anlaşılamaz. Yunan tarihinin adım adım kurulan ve birbirlerinin içine geçen tüm toplumsal birim­leri, aileden başlayarak "fratria"lara, kabileden phyle'ye ve dev­ lete kadar, tümüyle dinsel birimlerdi. Her biri belli bir -veya birçok- özerk külte ve ayrımlı dinsel pratiklere sahipti: Evin ve ailenin içinde, kadınların hatta çocukların, babalardan ayrı din­sel pratikleri yerine getirmek durumunda oldukları bilinir. Ay­nı durum, tarihin değişik safhalarında klan büyükleri, kabile reisleri, aristokratik gruplar ya da savaşçıların şefleri için de ge­çerli olmuştu. Bu çerçevede Yunan dünyasının ve toplumunun mitik bir inşasının "polis"in doğuşuna ve bu toplumsal birimle­rin "polis" içinde girdikleri yaşam sürecine bağlı olarak okun­ması gereklidir.
Sayfa 89·Kitabı okudu
Felsefe ve Düşünce
Reklam
İkdarın mitolojik tasarlanmasında bile Tanrıların toprağa sahip ol­- dukları, bu ilk mülkiyetin tanrılar ile insanlar arasındaki ilişki­leri "dolaylı olarak" belirlediği düşünülmektedir. Oysa öncesiz ve sonrasız Tanrı, topraktan ve yarattıklarından önce varoldu­ ğundan, onların herşeyinden sorumlu kılınır, onlara beslenebi­lecekleri toprak, yatabilecekleri barınak verir, (gerçekte ise böy­le bir tema üzerine bir vaat vererek onları boyun eğişe ayartabi­ lir) , her an onlardan sorumludur; başlarında durur ve gözcülük yapar; onun bir an ortadan yok oluşu tüm bir kavmin yok olu­şu anlamına gelir.
Sayfa 87·Kitabı okudu
Felsefe ve Düşünce
Teddy Ro­osevelt tarafından 1946'da ilan edilen Dört Temel lnsan Özgür­lüğü (İstediği Tanrı'ya Tapma Özgürlüğü, Geleceğinden Kork­mama Özgürlüğü, Konuşma ve lfade Özgürlüğü ve İhtiyaçları­nı Temin Etme Özgürlüğü) arasında yalnızca sonuncusu, ihti­yaçlara ilişkin olanı insan yaşamı açısından "özsel"dir. Elbet­te bu "özselliği" din ve siyasetin oluşturduğu derin yapıda ara­ dığımız ölçüde: Gerçektende, İstediği Tanrı'ya Tapma Özgür­lüğü din ilkesine cevap vermez, çünkü "tanrısız" , "içkin" din­ler karşısında olduğu gibi "tanrıtanımazlık" karşısında da ta­nımsızdır; Geleceği Konusunda Korkudan Kurtulma Özgürlü­ ğü ancak görünüşte "zamansal varoluşa" gönderme yapar, çün­kü gerçekte "korku"ya yol açacak koşulların modern "emni­yet kemerleri"yle ve dev bir kamu güvenliği sanayisiyle orta­dan kaldırılıp etkisizleştirilebileceklerini varsaymaktadır.
Sayfa 69·Kitabı okudu
Felsefe ve Düşünce
Böylece Anaksagoras'ın "ilke­ si" olan "apeiron" (sınırsız, kuşatıcı, ucu bucağı olmayan) en belirgin ve önemli yüklemini meson'da, orta noktada bulmakta­ dır. Bir tanrı (to Theion) olan apeiron bir monark gibi, bir kral ya da bir tiran gibi yönetmez dünyayı. Hesiodos'un Zeus'undan lyonya filozoflarının Tanrı'sına kadar oldukça uzun bir mesafe kat edilmiş olmalıdır. Apeiron, evrenin her unsuruna aynı ilke­ yi (dike=adalet) dayatan ortak bir yasadır.
Sayfa 45·Kitabı okudu
Felsefe ve Düşünce

seçil çilek

, bir kitap okudu
10/10
·438 syf.·
Beğendi
·
10 günde okudu
·
Okunma: 20 Mart 2026 19:25
·
2026 16. kitabı
Umberto Eco
9.4/10 · 211 okunma
Reklam