Hakikatin ardına düşmeyiz her zaman; ama onu iştahla, tutkuyla araştırdığımızda, anlatım denebilecek her şeyden, sözcüklerle ve biçimlerle ilgili her şeyden, -hakikatten, bayağı yalanlardan bile daha uzak olan- tüm yüce yalanlardan nefret ederiz
Hiç var olmamanın daha iyi olduğu fikri, en çok karşı çıkılan fikirler arasındadır. Kendisine dışarıdan bakamayan herkes kendisini zorunlu, hatta vazgeçilmez sanır; herkes kendisini mutlak bir gerçeklik olarak, bir bütün, bütünün ta kendisi olarak hissedip algılar. Tümüyle kendi varlığımızla özdeşleştiğimiz andan itibaren Tanrı gibi davranırız, Tanrı oluruz.
Ancak ve ancak hem içimizde hem dışımızda yaşadığımız zaman, oluşturduğumuz rastlantının hiç ortaya çıkmamış olsaydı daha iyi olacağını bütün ciddiyetiyle kavrayabiliriz.
Şaşkınlığı ya da inatçı bir endişeyi alt etmek için, insanın kendi cenazesini düşünmesi gibisi yoktur. Herkesin uygulayabileceği etkili bir yöntem. Gün içinde çok sık başvurmak zorunda kalmamak için, en iyisi bunun yararını yataktan kalkar kalkmaz hissetmek olacaktır. Ya da, Papa IX. Innocentius gibi, ancak olağanüstü zamanlarda bu yöntemi kullanmak gerekir: Kendini ölüm döşeğinde gösteren bir tablo yaptıran Papa, önemli bir karar alması gerektiğinde hep bu tabloya bakarmış.