Tlön’deki felsefe okullarının en önemli ilkesi,deniyordu Orbis Tertius hakkındaki yazıda, zamanınreddedilmesidir. Bu ilkeye göre, gelecek,şimdi’de var olan korku ve umutlarımızdan, geçmiş ise anıdan başka bir şey değildir. Başka bir görüşe göre, gezegenimiz ve şimdi
üzerinde yaşayan her şey, bütün ama yanılsama niteliğindeki bir geçmişle birlikte sadece birkaç dakika önce yaratılmıştır. Üçüncü bir öğreti ise, dünyayı Tanrı’nın büyük şehrindeki bir çıkmaz sokak, anlaşılmaz imgelerle dolu karanlık bir mağara ya da daha iyi bir güneşin çevresini saran bir sis kümesi olarak betimler. Dördüncü bir felsefe okulunun temsilcileri de tüm zamanın çoktan sona ermiş olduğunu, yaşamlarımızın ise geriye döndürülmesi imkânsız, günbatımını andıran bir sürecin yansımasından başka bir şey olmadığını iddia eder. Aslında dünyanın olası mutasyonlarından kaç tanesini geçirdiğini ve eğer varsa, geriye ne kadar zaman kaldığını bilmiyoruz. Kesin olan tek şey, kişisel yaşamı ya da yaşamın bütününü ya da zamanın kendisini tek tek Üzerlerindeki sistemle karşılaştırdığımızda, gecenin gündüzden çok daha uzun olduğudur. Thomas Browne 1658 yılında kaleme aldığı incelemesi The Garden of Cyrus’ta (Kyros’un Bahçesi), zamanın gecesi gündüze baskın çıkar; kaldı ki ekinoks ne zamandı, kim biliyor ki, diye yazar.