Puan vermedi·200 syf.··
2026 26. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 20:40
Tereddüt ama ne tereddüt yaniii… Hani karaktere ‘tamam artık, abartma’ dedim kaç defa. İnsanın kendi içinde yaşadığı kararsızlıklar, arayışlar ve ruhsal çatışmalarla örülü bir kitap. Roman boyunca tereddüt, bir seçim yapamama hâlinden çok insanın hakikat, aşk ve kimlik karşısındaki bocalayışını anlatmış. Burada biraz da psikolojik bir derinlik olduğunu hissediyorsunuz. Yazar karakterlerin iç dünyasını büyük bir ustalıkla çözümlemiş. Özellikle Muharrir karakteri üzerinden verilen sorgulamalar, kitaba felsefi bir derinlik kazandırmış. Burada hakkını vermek lazım. Ancak bu felsefik ve psikolojik derinlik kitabın hızını kesiyor. bir olay örgüsü bekleyen okurlar için zaman zaman yorucu olabilir. En büyük mücadelemizin dış dünyayla değil, kendi zihnimizde olduğunu hatırlatan derinlikli bir eser. Bu tarz severler için harikulade, ama olay örgüsü isteyenler için zor bir kitap.
Bir Tereddüdün RomanıPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20209,1bin okunma
10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 66. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:02
Virginia Evans'ın Muhabbet romanı, tamamı mektuplar ve yazışmalar üzerinden ilerleyen, son yıllarda okuduğum en etkileyici kitaplardan biri oldu. Romanın merkezinde, yetmişli yaşlarındaki Sybil Van Antwerp var. Hayatını, geçmişte yaptığı seçimleri, pişmanlıklarını, kayıplarını ve sevdiklerini mektuplar aracılığıyla anlatıyor bizlere. Hikâye ilerledikçe yalnızca Sybil'i değil, onun çevresindeki insanları da satır aralarından tanımaya başlıyoruz. Özellikle oğlunu kaybetmiş olmasının bıraktığı derin iz, kitabın en dokunaklı taraflarından biri. Roman; yas, yaşlılık, aile ilişkileri, affetmek, geçmişle hesaplaşmak ve insanın kendisiyle barışma çabası üzerine kurulmuş güçlü bir anlatıya sahip. Bu durum eleştirmenler tarafından da mektup roman türünü başarıyla yeniden canlandıran, samimi ve duygusal derinliği yüksek bir eser olarak değerlendirilmiş gördüğüm kadarıyla. Kitabı en çok sevmemin nedeni anlatım biçimi oldu. Mektup türünde yazılmış olması ilk başta bana farklı gelse de kısa sürede hikâyenin en güçlü yanı hâline geldi gözümde. Sanki bir roman okumaktan çok, gerçek insanların birbirine yazdığı mektupları okuyormuşum hissine kapıldım. Kitabın adı gibi, gerçekten benimle muhabbet ediyormuş gibiydi. Orjinal adı aslında daha yerinde( The Correspondent - Mektuplaşan) ama türkçe başlığı da bence yerinde bir seçim olmuş. Mektuplar öylesine samimi ve içtendi ki zaman zaman ben de birilerine mektup yazmak istedim. Başlangıçta çok fazla karakter olması nedeniyle kim kimdir konusunda biraz zorlandım. Bir süre karakterleri kafamda oturtamadım ve bu durum okuma hızımı düşürdü. Ancak birkaç mektup sonra ilişkiler netleşmeye başladı. O noktadan sonra kitap adeta akıp gitti. Hatta yabancı okur yorumlarında da benim yaşadığım bu durumdan bahsedenler olduğunu gördüm; birçok kişi
Edebiyat
MuhabbetVirginia Evans · April Yayıncılık · 202656 okunma
Reklam
Keşkelerle Dolu Bir Hayat
8/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Gece Yarısı Kütüphanesi özgün diliyle dikkat çeken oldukça akıcı bir kitap. Bu kitap incelemesinde spoiler bulunmaktadır. Ana karakter Nora'nın olaylar karşısında yaşadığı duygu değişimleri ve karakter olgunluğu kitapta açıkca yer almaktadır. İnsan beyninin yaşanmamış ihtimalleri otomatik olarak doldurma eğiliminin vurgulanması bu kitabın ana temasını oluşturmaktadır. Hani "Şöyle olsa ne olurdu acaba" dediğimiz ve aklımızı ara sıra kurcalayan sorular olur ya, işte bu kitapta da ana karakterin başından böyle bir durum geçmektedir. Yaptığımız her seçim, girdiğimiz her yol aslında başka ihtimallerin ortadan kalktığının habercisidir. İnsanoğlu yaşamını seçimlerle sürdürür ve her seçimin de bir sonucu vardır. Mutluluğu başka ihtimallerde arayan insan, o ihtimallerin içinde mutlu olunabilir mi? sorusuna da cevap aramaktadır. Diğer yandan o ihtimallerin de gerçekten mutluluk getirip getirmeyeceği oldukça belirsiz bir sorudur. İşte ana karakter de bu ihtimallerin çoğunu yaşayarak, bazen de merak unsuruyla hareket ederek kendi içsel yolcuğunu ilerletmektedir. Kimi düşlediği yaşamında bir rock yıldızıyken, başka bir yaşamında kendisini eğitim hayatına vermiştir. Günün sonunda pişmanlıklarının ve yaşanmamış ihtimallerinin alternatif gerçeklikte gerçekleştiğini görünce acaba mutlu olabilir miydim? sorusunu kendisine çok daha fazla sormaya başlamış, asıl karakter olgunluğunun da ortaya çıktığı nokta burası olmuştur. Kendine has konusu ve sürükleyiciliğiyle okumaya değer bir eserdir.
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,1bin okunma
7/10
·88 syf.··
2026 10. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 16:47
Claire Keegan'ın Böyle Küçük Şeyler adlı eseri, sessizliğin ve vicdanın çatışmasını konu alan etkileyici bir mini bir roman. Yazar, sade ancak güçlü anlatımıyla, sıradan bir insanın ahlaki bir seçim karşısındaki iç mücadelesini gözler önüne seriyor. Küçük bir İrlanda kasabasında geçen hikâye, toplumsal suskunluğun birey üzerindeki etkisini sorgularken, insanlığın çoğu zaman büyük kahramanlıklarda değil, küçük ama cesur davranışlarda ortaya çıktığını vurguluyor. Kısa hacmine rağmen derin bir duygusal ve düşünsel etki bırakan eser, iyilik, merhamet ve vicdan kavramlarını incelikli bir şekilde işlenmiş.
Böyle Küçük ŞeylerClaire Keegan · Jaguar Kitap · 20223,600 okunma
Kader mi? Seçim mi?
8/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
47 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 17:21
Doğduğumuz ev, aile, coğrafya sadece mecburiyetimizdi diyebilir miyiz? Yoksa kendimiz mi belirleriz sapıcağımız yolları? Hayatın çözülmez problemi bu dünyada kadın olarak yaşamak konusunu açık yüreklilikle anlatıyor yazar. Bazen kızıyor bazen üzülüyor bazen alkışlıyorsunuz yüzyıllar önce yaşamış bir kadını.
Klasikler
Moll FlandersDaniel Defoe · Can Yayınları · 2021983 okunma
TAVŞAN DELİĞİ
8/10
·344 syf.·
2026 44. kitabı
Selam. Bu gün daha iyi anlaşılmasını istediğim bir kitaptan söz etmek istiyorum. Kitabı okuduktan sonra ekin ✧ tüm kapalı anlamları açıklayan bir araştırma atmıştı bana, bundan çokça faydalandığımın altını çizmek istiyorum. Ancak kimse inceleme yazmaya yanaşmayınca bu işe el atmaya karar verdim. Çok fazla inceleme inceleyip yazdığım ilk inceleme bu oldu çünkü topluca herkesin aklındaki karışıklıkları gidermek istedim. !Spoiler içerir Mona Awad'ın Tavşan romanı son yılların en kutuplaştırıcı eserlerinden biri. Sevenleri onu modern gotiğin en özgün örneklerinden biri olarak görürken, sevmeyenleri anlamsız ve gereksiz derecede absürt olmakla suçluyor. İlginç olan şu ki, kitaba yöneltilen eleştirilerin büyük kısmı aslında romanın başarısız olduğunu değil, tam olarak yapmak istediği şeyi başardığını gösteriyor çünkü Tavşan okurunu rahat ettirmek için yazılmış bir roman değil. Bu nedenle kitabın aldığı düşük puanların önemli bir kısmının, romanın niteliğinden çok okurun beklentileriyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Pek çok kişi kitabı eline aldığında Donna Tartt'ın Gizli Tarih'ine benzeyen, seçkin öğrenciler, akademik entrikalar ve planlı suçlar etrafında dönen geleneksel bir dark academia hikâyesi bekliyor. Oysa Awad'ın yazdığı şey bambaşka. Bu kitap bir kampüs romanı görünümüne bürünmüş yaratım alegorisi, ir cinayet hikâyesi görünümüne bürünmüş yazarlık hikâyesi, bir arkadaşlık hikâyesi görünümüne bürünmüş yalnızlık hikâyesi ve her şeyden önemlisi, güvenilmez bir anlatıcının zihninde geçen olayları okuduğumuz farklı bir kitap. Ben farklı zihinleri okumayı çok sevdiğimden bu durum çok hoşuma gidiyor. Romanın geçtiği Warren Üniversitesi bile aslında anlamlıdır. İngilizcede "warren" kelimesi tavşan yuvası, yani yer altındaki karmaşık tünel sistemi anlamına gelir. Daha
Duygu ve Düşünce
TavşanMona Awad · İthaki Yayınları · 2024747 okunma
Reklam
Reklam