Siz olsanız tatilde ne okurdunuz?
Tatil için valiz hazırlarken en çok zorlandığım şey ne giyeceğim değil, hangi kitabı yanıma alacağım oldu. 😊 Bu yüzden tatil boyunca bana eşlik edecek kitabı seçmek için zorlandım ama başardım. 💃🏻 ‘Muhabbet - Virginia Evans’ benimle geliyor. Sizce deniz kenarında, sakin bir tatil gününde hangi kitap okunmalı? Önerilerinizi ve favorinizi merak ediyorum. 📚☀️
1000Kitap
Bu kitap sektöründe tekelleşme değilse ne?
Kitap eleştirisi yaptı diye birini linçlemek nasıl bir kafa abi kanım= dondu İnceleme de yapmayalım biz öyleyse nasılsa yazarların hoşuna gitmeyen durumlar olabilir 🫂 sevgiler kalpler havada uçuşsun dimi 😛😛 💞💗🥹💗 çünkü biz hepimiz aynı şeyleri sevip beğeniyoruz her zaman? Biz yeri geliyor Zweig bile eleştiriyoruz ya. Benim en sevdiğim kitap Satranç arkadaşlar. En sevmediğim kitap da Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu. İki yüzlü ve iğrenç bir yaratık mıyım ben yazara ihanet ettim diye? Ayrıca Satranç’a yapılan bir eleştiri de benim kişiliğime yapılmış bir eleştiri falan da değil. Benim yüzüme karşı “Aybüke, Satranç nasıl en sevdiğin kitap olabilir? O kadar iyi bir kitap değil.” de dendi. Bireysel bana söylenmiş olmasına rağmen onu da kişisel almadım çünkü hepimiz aynı verimi aynı tadı almıyoruz kitaplardan. Arkadaşlar ben mantardan nefret ederim, kokusuna bile tahammül edemem. Benim için berbat bir yemektir. Ama bayılan bir sürü insan var ve benim mantarı sevmemem onlara kişisel bir hakaret değil😭 Arkadaşlar tuttuğumuz takımlar, desteklediğimiz ideolojiler, beğendiğimiz yazarlar, izlediğimiz film türleri, okuduğumuz kitap türleri bile farklı farklıyken, herkes bir içerikten farklı şeyler alıyorken herkesin nasıl her şeyi beğenmesini ve aynı şekilde eleştiri yapmasını bekleyebiliriz ki? Bu at gözlüğü takmak değilse ne? Geliştirmek için eleştiri yapan birisini baltalamaktaki amaç ne? Ayrıca bu tekelleşme çabasını eleştirip de tekelleşmenin figüranı olunması da komik görünüyor. kapitalizmi (kapitalizmi size anlatmayacağım, tekelleşmenin ve kapitalizmin ne olduğunu biliyorsanız ne dediğimi anlarsınız) eleştirip kitap sektöründe, kendilerine gelen eleştiriye tabiri caizse inovasyonu durdurmayı amaçlayarak, linç tayfaya bir kişiyi sunmak zerre mantıklı değil. (cellat36 vibeı
1000Kitap
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kendini sev yeter
Kimse kimseyi beğenmek zorunda değil. Cinsiyet fark etmiyor. Harika vasıflarınız, ahlakınız, donanımlarınız vs olabilir. Ya da çok güzel, pek derin, en ulvi sen seviyorsun belki ama bu yüzden kimse sana âşık olmak zorunda değil. Muhteşem bir insansın belki ama bu yüzden "o insan" da seni seçmek/seninle evlenmek zorunda değil. Ondan daha iyisin, daha güzelsin, daha zekisin ama bu yüzden onun yerine seçilmek zorunda değilsin. Çok hak ediyorsun... Ama bu yüzden istediğin ilgi, şöhret ve itibar sana verilmek zorunda değil. Evet Salieri kadar bilgili, özverili, hırslı ve hak etmek adına görece her şeye sahipsin ama bu yüzden Mozart'ı aşmak zorunda değilsin... En çok sen çalışıyorsun ama bu yüzden o görev/o pozisyon sana verilmek zorunda değil. Sağlıklı besleniyorsun, düzenli spor yapıyorsun ama hayat seni 90 yaşına kadar yaşatmak zorunda değil. Evet kabullenmek zor belki. Hazmı da kolay değil evet. Ama hayat bize borçlu değil. Hayat optik okuyucu gibi tamamen objektif ve adil bir puanlama mekanizması yok. Çünkü bazı şeyler nasiptir. Bazı şeyler sınavdır. Bazen insanın payına düşen budur. Bazen hikayemiz bu kadardır. Elinden gelen her şeyi yaptıktan sonra yaşamın bu sessiz, çetin, ironik, sırlar ve efsunla dolunu payına razı olmakta bilgeliklerin en büyüğü var. Hayatın kimseye borcu yok... Çünkü hayat bazen de böyledir. Evet, aynen öyle
Duygu ve Düşünce
Beni kırana kırıldığımı söylerken bile kırılmaması için kelimelerimi itinayla seçmek hangi level bilmiyorum ama ben yoruldum.
Azgın Nefsin Şerrinden Korunmak
“Nefsin şerrinden korunmak”, İslâm ahlâkının tam merkezinde yer alan en hayati ve en önemli meselelerden biridir. İnsan hayatındaki en büyük mücadelelerden biri, dış düşmanlarla değil; insanın kendi içindeki nefisle verdiği mücadeledir. Çünkü nefis, kontrol edilmediğinde insanı günaha, kibire, azgınlığa, hevâ ve arzuların peşinden körü körüne gitmeye sürükleyebilir. Terbiye edilmediğinde insanı adım adım helâke götüren bu güç, terbiye ve tezkiye edildiğinde ise insanın manevî yükselişine, olgunlaşmasına ve hakiki kurtuluşuna en büyük vesile olur. Bu konuda hem Kur’ân-ı Kerîm’de hem Hadis-i Şerifler’de, ayrıca sahâbe ve tasavvuf büyüklerinin sözlerinde bizlere bırakılmış çok zengin, köklü bir miras vardır. 1. İlahi Kelâmda Nefis Terbiyesi Yüce Allah Kur’ân-ı Kerîm’de nefis terbiyesinin ve tezkiyesinin (arınmanın) gerekliliğini ve önemini açıkça ortaya koyarak şöyle bildirir: “Nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. Onu kirleten ise ziyana uğramıştır.” (Şems, 9-10) Başka bir Ayet-i Kerime’de ise nefsin insanı her an kötülüğe ve harama sürükleyebilecek potansiyeli şöyle ifade edilir: “Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü nefis, Rabbimin merhamet ettiği hariç, kötülüğü emreder.” (Yusuf, 53) Rabbimiz, nefsani arzuları frenlemenin ebedi mükafatını ise şu müjdeyle beyan buyurur: “Rabbinden korkan ve nefsini hevâdan alıkoyan kimsenin varacağı yer Cennet’tir.” (Nâziât, 40-41) 2. Sünnet-i Seniyye’de Nefis Mücadelesi İki Cihan Güneşi, Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Sallallâhü Aleyhi ve Sellem buyurmuştur: “Gerçek mücahit, Allah Teâlâ’ya itaat yolunda nefsiyle cihad edendir.” (Sünen-i Tirmizî) Manevi uyanıklığın ve akıllılığın ölçüsünü bildiren bir diğer hadis-i şerifte şöyle buyurulur: “Akıllı kişi nefsini hesaba çeken ve ölüm sonrası için çalışandır.” (Sünen-i
Hayat ve İnsan
Gerçek aşk her zaman sadık ve tek eşlidir. Sayısız insan seçeneği, bitmeyen mesajlaşmalar, bir kaydırmayla önüne düşen ihtimaller arasında bile sadece iki kişiliktir. Kalabalığın içinden birini seçmek değil mesele; seçtikten sonra gözünü, gönlünü, niyetini orada tutabilmektir. Aşk biraz da irade işidir. Daha iyisi var mı diye bakmamaktır. Varken yok saymak değil, varken tercih etmemektir. Çünkü gerçek bağ, alternatifleri tüketerek değil, alternatiflere rağmen kurulur. İnsan sevdi mi, diğer yüzler flu kalır. Sesler azalır. Kalp bir isme alışır, bir gülüşe, bir omza.
Duygu ve Düşünce