"Geç vakit semtime döndüm Koca Mustâpaşa'dan/ Kalbim ayrılmadı bir an o güzel rüyâdan/ Bu muammayı uzun boylu düşündüm de yine/ Dikkatim hadisenin vardı derinliklerine/ Bu geniş ülkede, binlerce latif illerde/ Nice yıl, cedlerimiz kökleşerek bir yerde/ Manevi varlığının resmini çizmiş havaya/ -Ki bugün karşılaşan benzetiyor rüyâya-
Kopmuşuz bizler o öz varlık olan manzaradan/ Bahseder gerçi duyanlar bir onulmaz yaradan/ Derler: İnsanda derin bir yaradır köksüzlük/ Budur âlemde hudutsuz ve hazîn öksüzlük/ Sızlatır bâzı saatler dayanılmaz bir acı/ Kökü toprakta kalıp kendi kesilmiş ağacı/ Ruh arar başka tesellî her esen rüzgârda/ Ne yazık! Doğmuyoruz şimdi o topraklarda!"
"İnsan her adımını mezardan uzaklaştırmak için atar, yine her adımda mezara bir adım daha yaklaşır. (Nitekim her nefesini hayatını uzatmak için alır. Yine her nefeste hayatından bir nefeslik zaman azalır.)"
"Bizden uzaklaşmadıkça bize görünmeyen sıhhat, itiyadın verdiği hissizlikle, sağlamların şuurundan kaçıp nasıl ve nereye saklanıyor? Onu ben görüyorum, çünkü benden uzak; onu ben Mithat Bey'in kırmızı yüzünde, çelikli damarlarında, arkadaşımın otururken rahat gerilişlerinde, bacaklarını uzatışlarında, korkusuz bakan gözlerinde görüyorum."