“Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar.”
Öncelikle kitabı beğendim. Dorian’ın sonsuz gençlik arayışı, Goethe’nin Faust hikâyesini andırıyor. Ama sanırım Wilde’ın kendi hayatına dair izler de taşıyor. Kitap, yayımlandığında sansüre uğramış ve yıllar sonra Wilde’ın mahkemede suçlanmasına neden olan delillerden biri olmuş. Yüzeyde güzelliği yücelten bir hikâye gibi görünse de, aslında insan ruhunun karanlık yanlarına ayna tutan, düşündürücü bir roman.
“Kusursuz olsaydı onu sevmezdiniz zaten, sayın hanımefendi! Kadınlar kusurlarımızdan ötürü severler bizi. Yeterince kusurumuz varsa her türlü aksaklığımızı bağışlarlar, zekâmızı bile. Bunu söyledim ya, biliyorum, beni bir daha hiç yemeğe çağırmayacaksınız, sayın leydi, ama ne yapayım, gerçek bu.”