Ay her şeyin üzerine, gür otların, çamurun, bir tapınağın duvarından daha yükseğe uzanan birbirine dolaşmış bitki örtüsünün, karanlık bir boşluğun arasından, tek bir fısıltı bile çıkarmadan sere serpe akarken ışıl ışıl parlamasını gördüğüm büyük nehrin üzerine ince bir gümüş tabakası yaymıştı...
"Pekâlâ! Bu da geçip gitti; havarilerim, gerekeni yapın da, iyi bir yemek yiyelim fazla beklemeden! Böyle ödemek istiyorum, kötü rüyaların kefaretini!"