Varoluşsal boşluk temel olarak kendini can sıkıntısı durumunda dışavurur. İnsanlığın, bunaltı ve can sıkıntısından oluşan iki uç arasında sonsuza kadar mekik dokumaya mahkum olduğunu söyleyen Schopenhauer’i anlayabiliriz.
Varoluşsal boşlukta hiçbir içgüdü insana ne yapacağını söylemez. Hiçbir gelenek ona ne yapması gerektiğini söylemez; bazen neyi arzuladığını bile bilmez. Bunun yerine ya diğer insanların yaptığı şeyleri arzular (uydumculuk) ya da diğer insanların kendisinden yapmasini istedikleri şeyleri yapar ( totalitercilik)
1945 in ilk günlerinde Noel döneminde kamptaki ölüm oranı, önceki deneyimlerin çok çok ötesinde bir artık gösterdim. Artışın sebebi ağır çalışma şartlarında, yiyecek kaynakların bozulmasında , hava şartlarının değişmesinde ya da yeni bir salgında yatmıyordu. Bunun nedeni, tutukluların çoğunun, yılbaşına kadar tekrar ebelerinde olacağı yokunda safça bir umutla yaşamış olmalarıydı. Tutuklular cesaretlerini yitirmiş ve hayal kırıklığına yenik düşmüşlerdi. Bu da direnme güçleri üzerinde tehlikeli bir etki yaratmış ve birçoğu ölmüştü.
Bir insanın ruhsal durumuyla cesareti ve umudu ya da bunların bulunmayışı vücudunun bağışıklık durumumu arasında ne kadar yakın bir ilişki olduğunu bilenler, umut ve cesaretin birdenbire yitirilmesini öldürücü bir etkisi olabileceğini anlayacaktır.
Bir şey bedava olduğunda neden heyecanlanırız?
Kararlarımızda duyguların yeri nedir?
Tersini ispatlayan kanıtlar olmasına rağmen neden yanlış inançlara sarılırız?
Neden tarih çalışmaktan değil de kayalara tırmanışa gitmekten hoşlanırız? Gibi birçok davranışın sebebini ve davranışsal iktisat kavramını sayısız deneyle açıkladığı eser. Dan ariely yaşadığı bir kaza neticesinde yaklaşık 3 sene yanık tedavisi görmüş. Tedavi boyunca sosyal hayattan tamamen koptuğu zaman diliminde çalışmalarını yapmış.