“Altı yıl önce soluk, zayıf bir gökkuşağı doğdu göğsümde. Ona renklerini veren şey aşk veya tutku değildi. Üzerinden yıllar geçtikçe bu gökkuşağı canlandı, öyle parlamaya başladı ki, rengârenk! Bir kez olsun gözlerimin önünden kaybolmadı. Yağmurdan sonra beliren gökkuşağı çok geçmeden silinir gider gökyüzünden; ancak insanların göğsünde doğuyorsa eğer, öyle kolay yok olmuyor. Lütfen sorun ona. Benim hakkımda ne düşünüyor? O da benim bir gökkuşağı olduğumu hissediyor mu? Yoksa çoktan sönüp gittim mi onun gökyüzünden?”