Full-time insan
Burayı not defteri olarak kullanıyorum. Ayrıca hem kendi okuduğum kitapları kaydederek hem de onlardan alıntılar yaparak bir nevi ufak çaplı bir arşiv oluşturmuş oluyorum.
Ah, ama bu inançları ve dersleri hiçe saymak zor; çünkü ailelerimiz, geleneklerimiz ve modern çağ tarafından koşullanmış durumdayız. Peki bizler nasıl Walt gibi kendi gerçek doğamızın konuşmasına izin veririz? Kendimizi ön yargılardan, alışkanlıklardan ve sürekli baskılardan nasıl soyutlarız? Cevap, sevgili çocuklar, sürekli yeni bir bakış açısı kazanmaya çalışmaktır." Çocuklar dikkatle dinliyordu. Derken Keating birden zıplayıp masasının üzerine çıktı. "Neden burada duruyorum?" diye sordu.
"Kendinizi daha uzun hissetmek için mi?" dedi Charlie.
"Kendimizi her şeye sürekli farklı şekillerde bakmaya zorlamamız gerektiğini kendime hatırlatmak için masamın üzerinde duruyorum. Dünya buradan çok farklı görünüyor. İnanmıyorsanız gelin de bakın. Hepiniz. Sırayla."
Keating aşağı atladı. Todd Anderson hariç bütün çocuklar sınıfın önüne gidip sırayla Keating'in masasına çıktı. Keating onları seyrederken sıraların arkasında sabırsızlıkla bir aşağı bir yukarı dolaşıyordu.
Çocuklar yavaş yavaş yerlerine dönerken, "Eğer bir şeyden eminseniz," dedi, "başka bir şekilde düşünmeye zorlayın kendinizi, yanlış ya da aptalca olduğunu bilseniz bile. Bir şey okurken yalnızca yazarın ne düşündüğüne kafa yormayın, durup siz ne düşünüyorsunuz ona da kafa yorun.
Rien ne forme un jeune homme comme une liaison avec une femme comme il faut.' (Hiçbir şey bir erkeğin kişiliğini iyi aile terbiyesi almış bir kadınla kuracağı yakınlık kadar geliştiremez.)
Bir gün annem ve babamla birlikte arabadaydım. Araba sadece iki kişilik yeri olan bir Simca 5 idi. Ben, arkada, valizlerin konulduğu döşemenin üzerine oturuyordum. Zaten ben de bir valizden daha büyük değildim.
Her ikisini de görüyordum. Babam anneme iyi davranıyor, onu güldürüyordu. Her ikisi de benimdi, sanırım o gün olduğu kadar hiç mutlu olmamıştım. Annemin bir an bana bakmak için döndüğünü ve bana "Bizimle birlikte olmaktan mutlu musun?" dediğini hatırlıyorum.
Hiçbir cevap vermedim, çocukların en mutlusunun ben olduğumu gayet iyi görebiliyorlardı.
Bu mutluluğun uzun süre böyle devam edebileceğini hayal etmeye başladım, belki de her zaman böyle olurdu. Mutluluk çok kolaydı. Babamın iyi davranması yetiyor, böylece annem mutlu oluyor ve biz çocuklar da onunla birlikte mutlu oluyorduk.
Ertesi gün, babam eve geç vakitte, çok yorgun bir halde döndü; artık iyi davranmıyordu, aynı baba değildi.
Babama göre mutluluk o kadar kolay olmamalıydı.
Senin zanaatın ne? İyi bir insan olmak. Fakat evrensel doğa kadar insanın kendisine has özelliklerine dair muhakeme etmeden bunu nasıl gerçekleştireceksin?