Rabıta arapça kökenli bir sözcük;ilişki, bağ demek;ama başka anlamlaranda geliyor düzen, tertip gibi...
Dilimizde"rabıta''nın hısım akrabası çeşitli biçimlerde kullanılır söz gelimi;
-Raptiye!...
"M.Ö 500 yılında Çinli filozof ve bilgin Suntzu, istihbarat konusunda ilk kitabını yazdı. 'Savaş Sanatı' kitabında yazar geleceği kestirmek için ruhlara, tanrılara başvurularak ya da geçmişe bakarak hüküm verilmemesini salık veriyordu. 'Düşmanın durumunu bilen insanlarla iş görülmesi gerektiğini' savunuyordu.
Derda, iki elindeki iki şampanya kadehini küvetin yanına getirip damalı zemine bıraktı. Sonra da sıcak suyun içine kendini yavaşca batırdı.
Buhar bulutunun arasından bakıp karşılıklı gülümsediler ve gözlerini kapatıp bir süre müziği dinlediler.
Notalar yavaşladı ve gözkapakları birbirine kalktı. İkisi de uzanıp kadehlerini aldı ve gözlerini aşklarından ayırmadan yudumlarını çektiler. Bir nefes gibi. Bir nefes zehir...
"Seni az seviyorum" dedi Derdâ.
"Ben de az" dedi Derda.
Bir daha da konuşmadılar...
Bir ara duvardaki işareti izleyip düşündüler:Oğuz Atay'la başlayanın Oğuz Atay'la bitişini.
Follia adındaki sonsuz melodinin eşliğinde
Birbirlerine son kez bakıp uyudular.
Ölümüne.
Seksen yaşındaydı.
İkisi de.
Birlikte olabilmek için kırk yıl,
Birlikte ölebilmek için de
Bir kırk yıl daha
Yaşamışlardı.
Evet, çocuklar, dersimiz Birinci Dünya Savaşı öncesi Avrupa'nın hiç yapısı...
"Öğretmenim" dedi en arka sırada oturan öğrenci. "Bugün lacivert kravat takmışsınız."