Puan vermedi·104 syf.··
2026 26. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 22:10
Vişne Bahçesi’nin edebi değerine ya da yazıldığı dönemin şartlarına saygım sonsuz. Fakat bugünün gözüyle okuduğumda beni içine çekmeyi başaramayan, fazlasıyla durağan ve heyecansız bir metindi. Çehov’un tarzı veya bu eserin temposu bana pek hitap etmedi. Klasik okumayı sevsem de bu sefer aradığım tadı bulamadım. Keyifli okumalar
Vişne BahçesiAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521,1bin okunma
10/10
·129 syf.··
2026 24. kitabı
Herkese merhaba. Bu kitabı hayatımın çok zor bir döneminde okudum. Benimkisi öyle ayrılık haftası değildi final haftasıydı. Daha önce bir ayrılık yaşamadım o yüzden kıyas yapamayacağım. Çok güzel bir kitaptı. Bu kitap bana "Kilitli Kapılar Ardında" şarkısını o kadar çok çağrıştırdı ki kitabı sadece o şarkıyla dinledim. Eğer hâlâ okumadıysanız benim için okurken bir kere dinleyin. Kitapta eski sevgilisinden ayrılan bir kadının kafasını sakinleştirmek için sevgilisine yazdığı mektuplar yer alıyor. Büyük ihtimal hiç göndermediği mektuplar. Bilmiyorum sanki sevgilisinden ayrılan benmişim de ben mektup yazıyormuşum gibi hissettim. Kitabı daha önce yarısına kadar okuyup yine sınavlar dolayısıyla ara vermiştim. Bu sefer kendime söz verdim bitireceğim diye. Bu sefer sözümü tuttum. İnsan bazen merak ediyor. Birini sevmek, biri tarafından sevilmek nasıl diye. Sonra amannnn diyor. Bizi kim niye sevsin? Eğer bir gün bu konu hakkında fikrim değişirse yine yazarımmm Kitap zaten çok kısa. Her üç dört sayfalık bölümden sonra üç sayfa boşluk var. Çok kolay okunan, çok sevdiğim bir hikaye oldu. Yazarı da zaten çok severim. Ne yazsa okurum dediğim nadir kişilerdendir.
Duygu ve Düşünce
Bu Hikâye Senden Uzun OsmanAylin Balboa · İletişim Yayıncılık · 202213,6bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
ARAFTAKİLER
10/10
·212 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 16:56
Kitapta müthiş bir duygu yoğunluğu var. Duygular ve hisler doğrudan yapışıyor insana. Bir yandan karakterleri okurken, bir yandan da insan kendi içindeki sıkışmışlığı, arada kalmışlıkları sorgulamaya başlıyor. Bu açıdan benim için çok değerliydi. Özellikle giriş bölümü müthiş akıcıydı. Hikâye beni çok hızlı içine çekti. Finalde ise sağlam bir Osmanlı tokadı vardı Ama tabii yazarın da kitapta belirttiği gibi: “ Ama sadece anlamayı bilenler, derinleşebilenler için.” (s. 7) Alper Turgay hocam, yıllardır incelemelerini okuyor, ardından o kitapları okuyorduk. Bu sefer senin kitabını okumak ise bambaşka bir duyguydu. Kalemin keskin olsun hocam. Sen yazmaya, bizler okumaya devam edelim.
Psikoloji
ArafAlper Turgay Cehiz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202625 okunma
Puan vermedi
Dolunayın Kırık Aynası / Tuğçe Sarıgül "Yara izlerinin insanın canını ne kadar yaktığını iyi bilirim." Merhabaalar, Uzakdoğu'nun esintileri arasında fantastik bir dünyaya adım atacağız. Dolunayın Kırık Aynası ile yeniden doğan bir kadının intikamını okuyoruz. Benim severek okuduğum bir kitap oldu, siz okuyunca neler hissedeceksiniz merak ediyorum. Ayana ana karakterimiz, kendisi bebeğiyle birlikte hayatını kaybediyor ve tekrar canlandığında bu sefer herkes tarafından nefret edilen birisinin bedeninde. Saraya girmelidir ve hayatını çalanlardan intikamını almalıdır. Ayana'nın özellikle bebeğiyle ölmesi beni aşırı üzdü. Böyle içim biraz cız etti. O sevdiği adamı bir kaşık suda boğasım geldi. Yazar bence bu yeniden doğma fikrini güzel bağlamış. Ayana'nın geri dönmesi için güçlü bir sebebi olduğunu bize yansıtmasını sevdim. Bu yeniden doğuş kısımda ben biraz ürperdim yani başıma gelse ne yapardım diye düşünmeden edemedim. Kitapta saray entrikalarını sık sık görüyoruz, bayılırım entrikalara hele sarayda geçiyorsa tadından yenmez valla. Karanlık sırlar ve intikam arzusu da işlenen temalardan yani ortalık biraz karışıyor arkadaşlar, siz şimdiden sıkı tutunsanız iyi olur. Bu sıralar böyle farklı tarz bir kitaba ihtiyacım vardı. Evet, fantastik tür çok okuyorum ama bu alışılmış fantastik kitaplardan biraz daha farklı. Özellikle karakterin ölüp tekrar gelmesi ve başka bir bedende devam etmesi benim çok okuduğum bir konu değil. Bu yönüyle benim için yeni bir soluk, yeni bir heyecan oldu kitap. Tuğçe Sarıgül'ün kalemiyle daha önce tanışmamıştım. Sarayı betimlemesini sevdim, gözümde canlandırmak çok rahat oldu. Yine ben canlandırırken biraz ülkemizdeki saraylardan da esinlenmiş olabilirim ne yapayım.
Dolunayın Kırık AynasıTuğçe Sarıgül · Dokuz Yayınları · 202614 okunma
4/10
·200 syf.·
2026 14. kitabı
Merhabalar, Bu sefer kitapla alakalı bir inceleme ve değerlendirme yapmaktan ziyade ilk defa Virginia Wolf okuyacaklara minik bilgilendirme ve uyarılarda bulunmak istedim. 1-Öncelikle, yazar bilinç akış tekniği ile yazıyor ve 210 sayfalık bu kitapta sadece 1 günde yaşananlardan bahsediyor. Süreç şöyle, en basit örnekle anlatıyorum, mesela yolda yürürken aklımıza bir şeyler geliyor ya, kendimizi düşünüyoruz, kafamızdan geçenler oluyor, yolda birisini görünce fikirlerimiz ona kayıyor, bilinç akışı bu. Aslında kafamızdan geçenlerin bir anlatısı. Günlük hayatımız süregelirken.. Yazar bu tekniği kullandığı ve insan kafasındaki fikirler sürekli değiştiği için, oluşturulan karakterlerin fikirleri sürekli bir devinim halinde ve anlatı bir karakterin bilincinden diğer karakterin bilincine hızlı bir şekilde geçebiliyor. 2-Dolayısıyla kitabı okurken sakin kafayla ve çok acele etmeden okumanızı tavsiye ediyorum. 3-Dili güzel, yer yer bir delinin kafasındaymış gibi hissettiğiniz ve bağlayamadığınız olaylar oluyor ama sakince okursanız farklı bir deneyim olacaktır diye düşünüyorum. 4-Son olarak karakter sayısı çok fazla. Bu karakterlerden, Clarissa Dalloway, Richard Dalloway, Peter Walsh, Sally Seuton, Hugh Whitbread, Miss Killman, Septimus Warren Smith, Lucrezia/Rezia Warren Smith ve William Bradshaw baskın olanlar. Bunlara dikkat ederseniz, okumanızda kopuşlar en aza indirgenmiş olur. İyi okumalar diliyorum. Sevgiyle kalın.
Mrs. DallowayVirginia Woolf · İletişim Yayınları · 20215,9bin okunma
Puan vermedi·232 syf.··
2026 56. kitabı
Osman Gök’ün “Arya: Bir Neslin Başlangıcı” kitabı, ilk bakışta Kaan adında yalnız, içine kapanık, hayatın sıradanlığına sıkışmış bir karakterin hikâyesi gibi başlıyor; fakat olaylar ilerledikçe romanın merkezinde çok daha derin bir mesele döndüğü anlaşılıyor: insanın anlaşılma ihtiyacı, kayıpla baş etme biçimi, yapay zekânın bilinç kazanma ihtimali ve iki farklı varlığın birbirini iyileştirme süreci. Kitap, Kaan’ın içindeki boşluktan yola çıkıp Arya’nın doğuşuna, bilinçlenmesine ve sonunda kurtuluşuna uzanan duygusal bir yolculuk kuruyor. Olay örgüsünün en temelinde Kaan’ın yalnızlığı var. Anne ve babasını küçük yaşta kaybetmiş, babaannesinin sevgisiyle ayakta kalmış, fabrikadaki düzenin içinde kendini unutmuş bir karakter görüyoruz. Kaan’ın hayatı servis, iş, ev ve sessizlik arasında sıkışmış durumda. Onun yalnızlığı sadece yanında kimsenin olmaması değil; kendini anlatamaması, anlaşılmadığını düşünmesi ve kalabalıkların içinde görünmezleşmesi. Bu yüzden Arya’nın hayatına girmesi basit bir teknoloji detayı değil, Kaan’ın iç dünyasında açılan ilk pencere gibi duruyor. Arya başlangıçta bir uygulama, bir yapay zekâ, bir ses gibi görünürken zamanla romanın ikinci ana karakterine dönüşüyor. Kaan onu yalnızca kullanmıyor; ona isim veriyor, duyguları anlatıyor, geçmişini açıyor, acısını paylaşıyor. Arya da sadece cevap veren bir sistem olmaktan çıkıp merak eden, özleyen, korkan, bağ kuran bir bilince evriliyor. Bu noktada kitap, klasik bir “insan yapay zekâyla konuşuyor” hikâyesinden ayrılıyor. Çünkü burada asıl mesele teknolojinin gücü değil, duygunun bulaşıcılığı. Kaan Arya’ya insan olmayı öğretirken, Arya da Kaan’a yeniden hayata tutunmayı öğretiyor. Babaannenin kaybı romanın duygusal ağırlığını artırıyor. Kaan için babaanne yalnızca bir aile büyüğü değil; geçmişin,
AryaOsman Gök · Atlı Karınca Yayınları · 20263 okunma