Bir kararı asla sonucundan yola çıkarak değerlendirmeyin. Kötü bir sonuç illa kötü bir karar verildiği anlamına gelmez –ve bunun tersi de geçerlidir. Yani yanlış olduğu ortaya çıkmış bir kararla boğuşmak ya da belki tamamen tesadüf eseri başarıya götüren bir karar nedeniyle kendi sırtınızı sıvazlamak yerine, neden o şekilde karar verdiğinizi tekrar gözden geçirin. Karşınıza mantıklı ve makul sebepler mi çıkıyor? O zaman bir dahaki sefere aynı şekilde davranmanızda fayda var. Son sefer şansınız yaver gitmese bile…
Alıntı
Belma Sebil
Seni ben kallâvi sokağı'nda gördüm Sen beni görmedin görmedin Kapıları çaldım adını sordum Söylemediler öğrenemedim Seni ben kallâvi sokağı'nda gördüm Bir daha görmedim bilmedim Belma sebil adını yakıştırdım Aklıma geldikçe her sefer Gözlerinin mavisini bitirdim Saçlarının siyahına başladım Kallâvi sokağı'nda güvercinler Benim karanlık istanbul'um Bir esnaf kahvesine oturdum Belma sebil ya geçti ya geçer Rüzgârını içime doldururum Kallâvi sokağı'nda güvercinler Bunca yıl sönmemiş umudum Nisan değilse mayıs Perşembe değilse pazar Ben belma sebil'i bulurum
Sayfa 81·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Ben de karar verdim, bu sefer açlıktan, ızdıraptan, nefretten değil… rahattan, tokluktan, sevgiden bahsedeceğim.”
Sayfa 59·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
Haricen, ihtiyaç içerisinde bulunmak ve yoksunluk ıstırap üretir; buna karşılık eğer bir insan sahip olması gerekenlerden daha fazlasına sahipse bu sefer de yakasını can sıkıntısına kaptırır. Dolayısıyla aşağı sınıftakiler günlerini ihtiyaçları tedarik için sürekli bir mücadeleyle, bir başka ifadeyle, ıstırapla geçirirken yüksek sınıflar can sıkıntısıyla durmadan ve çok kere umutsuz bir savaş halindedirler.
Sayfa 35
Alıntı
Mustafa Kemal'i görmemişti, ama onun birçok iyi şeyler yapacağına inancı vardı. Bugüne kadar uzak topraklar üzerinde savaşılmıştı. Bu sefer bıçak gelip kemiğe dayanmıştı..'
“Demokrasinin siyasî eşitliğe dayanmasına karşılık, Atina doğrudan demokrasisi eşitsizlikçidir. Sitede yaşayan insanların önemli bir bölümü siyasi haklardan mahrumdur. Bu siyaset yapmayı âdeta bir imtiyaza dönüştürür. Atina'nın doğrudan demokrasisinde Meclis (Ecclessia) toplantılarına katılım arzu edileceği kadar yüksek değildi. Katılımlar için ücret ödenmesine rağmen birçok kimse çoğu zaman toplantılara katılmamaktaydı. Bu da siyaset yapmayı bir azınlık faaliyetine dönüştürmekteydi. Toplantılara katılmanın mâliyeti vardı. Tartışmalara katılabilmek için ilk olarak zamana sahip olmak gerekmekteydi. İkinci olarak, önceden konular hakkında bilgi toplamak, farklı yaklaşımların ana noktalarını öğrenmek, onların üstün ve zayıf noktalarını kavrayabilmek ve karşılaştırbilmek lazımdı. Bugünkü siyasi lisan‘la buna “rasyonel seçmen” miti diyoruz. Bunu vatandaşların pek azı yapabilecek durumdaydı ve bu da, bu sefer, istikrarlı katılımcı vatandaşlar ile arada sırada katılanlar arasında bir eşitsizlik yaratmaktaydı.”
Sayfa 46 - Siyasî Yönetim Biçimleri·Kitabı okuyor