Kafayı kaldırıp etrafına bakıvermek, olan bitene bir anlam yüklemeye çalışmak, sevmek, sevilmek, kendine, çevrene ve nesline iz bırakabilmek için çaba sarf etmek bize bahşedilen ruhun ve bedenin gereğidir.
Hani, kafese kapatılmış kuşlar, hapishanede demir parmaklı pencereden bakan mahpuslar vardır, size cam gibi şeffaf imişsiniz de ötenizde bir ufka bakıyorlarmış gibi bakarlar; işte tıpkı öyle. Murat Dayı sanki önümüzdeydi, aynı zamanda da uzaklardaydı.