her an karanlığını giyinecek gibisin ne kadar uzun sürüyor ta içinden gözlerine gelmesi dikkatin Şekiller - Cahit Zarifoğlu
Şiir Alıntısı
Kalıplar şekiller beni , ben etmez .. Etse etse bir safat niteliğinde olur ..
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İç ile Dış Arasında
Yaşa bu ömrü,bakma zamana, Yaşamak kalır yalnız insana. Hayat denilen şey duyguya bağlı, O ne söylüyorsa her zaman haklı. Kafanı karıştırır dıştaki sesler, "Bizi,bizi dinle" haykırır sözler. Çok olur seni yoldan ayıran, Seni senden çalar söylenen yalan. Bir an sessiz kalıp susunca dünya, Uyanıp anlarsın,son bulur rüya. Hep içte taşırsın aranan yeri, İnsan kendinde bulur gerçek değeri. Ne kadar değişse dıştaki yüzler, İçte kalan his gerçeği süzer. Ömür dediğin şey geçip giderken, Yorulup,boyun eğme dünyaya erken. Ne kadar çoğalsa insanın sözü, Değişmez içinde saklı o özü. Zaman silerken bütün izleri, İç taşır her zaman gerçek değeri. İçe döndükçe azalır yükler, Bir bir çözülür düğümlü sözler. Ne varsa toplumda,kalabalıkta, Bir gölge gibi kalır uzakta.
Aferin
Oğlum uyuyor. Bugün dünden az yordu beni. Aferin oğluma. Bir kitap daha bitti az önce. Fincanda ekinezyalı çayım, kulaklıkta Morteza Pashaei, bardakta bir kaç gün önce topladığım çiçekler... Hala solmadıklarını görmek güzel. Çiçekleri kopartmayın, diyorlar. Aldırmıyorum. Bence çiçekler dalında olduğu kadar evimde de güzel. Aferin çiçeklere. Hava güzel bir kaç gündür. Balkonumun manzarası da güzel, gökyüzünü kucaklıyor. Bazı günler bulutlardan şekiller benzetiyorum. Şekilden şekle giriyorlar. Eğleniyorum. Aferin bulutlara. Ne var ki böcekler sarmış binayı. Korkuyorum. Açmıyorum kapı pencere bu gece. Korkumu gizlemekte ustayım neyse ki. Oğlum böcekleri çok seviyorum sanıyor. İyi oynuyorum rolümü. Aferin bana. Ay görünmüyor. Pili bitti diyorum nerde olduğunu sorduğunda oğluma. İnanıyor. İyi yalan söylüyorum. Aferin bana. Okuyorum, okuyorum. Çok okuyorum, televizyonu hayatımdan çıkarttığımdan beri. Kitaplar da yalanlar söylüyor. İnanıyor gibi yapıyorum. Bazen de sahiden inanıyorum. Demek ki bazen onlar da anne oluyor, sarıyorlar beni. Aferin kitaplara. Bitti elimdeki kitap. Gene boşluğa düşüyorum. Böceklere takılıyor aklım. Korkuyorum. Eh bu da bir oyalanmaca nihayetinde. Boşluktan korkuya sığınıyorum. Böceklere de aferin, biten ve okunmayı bekleyen kitaplara da... Aferin.
Nurşah Selimoğlu Yazıları-Bulutsuzluk Özlemi
Sen,ben,o,biz,siz,onlar.Hepsi birbirini ötekileştiren kelimeler.Birine dahil olmazsan bir anlamın yokmuş gibi.Hayat, insanların taktığı etiketlerin dar kalıplarının çok ötesinde,ucu sivri tanımlara hiç yakın değil. Herkes farklı bakıyor hayata.Herkesin gördüğü manzara,değer yargıları birbirinden farklı.Oysa baktığımız pencereler, görüş alanımızı kısıtlıyor.Bazıları da epey kısıtlı görüşünü gözlüklere sığınarak düzeltmeye çabalıyor.Hepimiz gözümüzün yettiği kadarını görüyoruz.Peki soruyorum tüm manzarayı her açıdan görmek mümkün mü ? Mümkün müdür karıncanın su içtiği delikten su içmek ? Eğer cevabın hayırsa,geç olmadan farkına varabildin mi,kendi hayat çizginle gerçeği tek boyutlu bir prizma halinde resmedemeyeceğini ? Renkler ve şekiller,gerçek ve hayal iç içe geçmiş,insanlar,renk üstüne renk kalabalığın gürültüsü,koca burunlu yaşlı adam,gemiye yetişmeye çalışan,yakaları jilet gibi ütülü beyaz elbiseli,genç denizci,caddelerden akan insan seli arasında yaya yolunda topukların kaldırımları titreten,feryada benzer yorgun ve aceleci ayak sesleri... Zamanla solacak yıllanmış hatıralar gibi kendilerine biçilen rolü oynuyorlar.Bunlar sana bir şey hatırlatıyor mu ?Kendinle ilgili onca koşuşturmanın arasında unuttuğun,ertelediğin birtakım şeyler,hayatın keşmekeşi içinde akıp giden,oradan oraya savrulan yaprakları andıran kalabalık,nihai özlemler...Kendi benliğimizin rüzgarı altında uğultulu ve yankılı ıslıklar gibi günlük hayatta geçiştirdiğimiz ve farkına varmadığımız sesler... Hepsi kulağa tanıdık geliyor.Belki de en güzel cümlelerimi,bir gün fısıltına yetişebilme umuduyla rafa kaldırdım.Her seyin baslayıp ve bittiği yerde,o tanıdık semtin tanıdık rıhtımındaki bankta,yorgun gitarınla çaldığın kalbimin sesini dinlemek için...Sesinin kulaklarımda bıraktığı son hafızamla
Nesiller Farklı Acılar Aynı
Büyüklerimiz çoğu zaman hep bize hep şunu söylerdi; “ Bizim zamanımız zordu, siz çok şanslısınız…” Bu cümle nedense her nesilde tekrar tekrar edilen bir söz gibi olmuştur ama bu konuyu biraz daha açmak gerekiyor. Öncelikle bizim büyüklerimize olan saygımız sonsuz ve kusursuzdur. Onların yaşadığı dönemde de kendilerine göre zorlukları vardır. Bunu inkâr etmiyoruz ama bu sadece bir tarafın yaşadıkları zor diğer tarafın da kolay bir yaşantısı olduğu anlamına gelmez. Bugün gençlerin hayatlarına baktığımızda ise bambaşka bir hayat görüyoruz. Eskiden olmayan bir şeyin çok kolayca olduğunu ve teknolojinin ise hat safhada olduğunu görüyoruz. Çünkü sosyal medya bir iletişim araç değil de aynı zamanda insanların birbirini sürekli olarak gördüğü, karşılaştığı bir alan haline geldiğini açıkça görebiliyoruz. Herkesin hayatı göz önünde olduğu için artık insanlar fark etmeden bile kendilerini bir başkasıyla kıyasıya rekabet içine bırakabiliyor. Bu da zaman içinde görünmeyen bir yorgunluk oluşturabiliyor. Eskiden insanlar belki daha mutlu ama az imkâna sahipti. Ama daha az şeyle kıyaslıyordu kendini. Bugün ise her an her şeyle ile kıyaslanabilir bir seviyeye geldik. Yani mesele kimin daha az imkânla ya da çok imkânla zor şartlar altında yaşadığı değil, her dönemin kendi zorluğu olmasıdır. Geçmişi küçümsemeden ve bugünü ise hafife almadan bakmak gerekiyor. Evet, büyüklerimiz zorlukları gerçekten çok ağırdır ama bugünün gençlerin de yaşadığı zorluklar da bir gerçek. Sadece şekiller farklı Ama bu farklılıklar bir tarafı yok saymak için gerçek bir sebep değildir. Bence en farklı bakış açısı da şu olmalı; “Her nesil kendi zamanın yükünü taşır. Asıl önemli olan bu yükün ağırlığı değil, birbirine yardımcı olabilmektir.”
1000Kitap