Benim burada ne işim var?" diye düşündüğünüz oldu mu hiç? Bir labirentin içindeymişsiniz ve kaybolduğunuzdan eminmişsiniz de her bir dönemeci kendiniz yarattığınız için bu tamamıyla sizin suçunuzmuş gibi hissettiğiniz? Üstelik dışarı çıkmanızı sağlayacak bir çok yol olduğunu da biliyorsunuz çünkü labirentten çıkmayı başarmış, dışarıda gülüşüp oynayan insanların seslerini duyuyorsunuz. Çalı çitlerin arasından arada bir görüyorsunuz onları. Yaprakların arasından gelip geçen şekiller halinde. Öyle mutlu görünüyorlar ki onlara değil, bu işi onlar gibi yapamadığımız için kendinize kızgınsınız. Oldu mu hiç? Yoksa bu labirentte kalan bir tek ben miyim?
İstediğim zaman bakabildiğim anılar bulamacında şekiller beliriyor. Başka bir dilde yazılmış yazılar gibiler, ama onları kolayca okuyabiliyorum. Toplumları savunma/saldırı moduna geçiren sosyal alarm sinyalleri, haykırılan sözcükler gibi geliyor bana. Siz bir halk olarak, masumlara ve savunmasız çocuklara yönelik tehditlere tepki verirsiniz. Anlam veremediğiniz sesler, görüntüler ve kokular, sahip olduğunuzu unuttuğunuz savaş ruhunu uyandırır. Alarm durumuna geçtiğinizde anadilinize tutunursunuz, çünkü diğer tüm diller size tuhaf gelir. Kabul görmüş kıyafetlerin giyilmesini talep edersiniz, çünkü tuhaf giysiler tehditkâr görünür. Bu en ilkel seviyede bir sistem geribeslemesidir. Hücreleriniz hatırlar.
- Ah, neler hissediyorum da tamamıyla çözemiyorum. Bir şey yazmak, o duyguların içinden bir şey çıkarmak istiyorum amma bir kere ne yazmak istediğimi bilebilsem. Şurada -beynini gösteriyordu- bir şey var, bir şey duyuyorum amma rüyalarda tutulamayan şekiller gibi parmaklarının arasından kaçıyor.
Mâûn Suresi, Kur'an'ın kısa surelerinden biri olmasına rağmen, insan ruhunun en incinebilir noktalarına temas eden güçlü bir ayna niteliğindedir. Bu surede Allah, insanın dış görünüşteki dindarlığını değil, içindeki merhametin, adalet duygusunun, sahih niyetin seyrini konu edinir. Sözler, ritüeller, şekiller... Bunların hiçbiri, insanın kalbinden taşan ahlaki duruşla birleşmediğinde bir anlam ifade etmez. Çünkü psikolojide de bilinir ki insanın ger-çek kişiliği, en çok "görünmeyen anlarında" ortaya çıkar. Kişinin merhameti, gizlideki davranışlarında; kibri, güçsüz olana karşı tavrında; niyeti, yardıma muhtaçla karşılaştığı andaki tepkisinde görünür hâle gelir.