Eşyaya, onu kullanan insanın mizacı gizli bir koku gibi siner. Bunların duruşu, maksatlı veya maksatsız bırakılışları, renkleri, nevileri, bir münadi gibi, sahiplerinin birçok tıynetlerini bağıra bağıra ilan ederler.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Lafın kısası, felaketin üç bin türlüsü vardır, bu üç bin türlü felaket de Allah'tandır, saadet ve felaket Allah'tandır, hayat ve memat Allah'tandır, hayır ve şer Allah'tandır. Mademki Allah her şeyin müsebbibü'l-esbabıdır, yani madem ki Allah irade-i külliyesi ile seni ve beni, bu gül fidanlarını istediği gibi yaratır, büyütür, sevindirir, mükemmel bir sıhhat içinde pembeleştirir, ihya eder; yahut kederlendirir, illetler içinde sararıp soldurur, ağlatır, bunaltır; madem ki, ne fırtınayı avucumuzla durdurabiliyoruz, ne eceli geriye itebiliyoruz; madem ki onun irade-i külliyesi içinde, biz, bir rüzgar önünde uçan tüy gibiyiz,keder etmek nafile, üzülmek nafile, cismi telef etmek nafiledir.
Mahsun gönül! Sükut et! Güneş bulutlar arasında da neşr-i envar eder. Şikayeti bırak! Senin bahtın da herkesin bahtı gibidir: Her hayatta fırtına saatleri, kederli, mazlum günler olmak gerek!
Her şeye karşın, yüreğin belleğinin kötü anıları sildiğini, iyileri büyüttüğünü, geçmişe katlanmayı bu hile sayesinde başardığımızı bilmeyecek kadar gençti daha.